Kanser yaş tanımıyor!

Kanser yaş tanımıyor!
Kanser artık yaşlılık hastalığı olmaktan çıkıp gençlerin geleceğini tehdit eden toplumsal bir sorun haline geldi. Araştırmalar, işlenmiş gıda tüketimindeki artış, hareketsiz yaşam, obezite ve beslenme alışkanlıkları gibi faktörlerin genç bedenleri savunmasız bıraktığını kanıtlıyor. 15-39 yaş aralığındaki gençler ve genç erişkinlerde özellikle kolorektal, meme, tiroid, lenfoma, melanom ve testis kanserlerinde ciddi bir yükseliş mevcut. İşte konuyla ilgili uzman görüşü ve detaylar..

Gençlerde görülen bu kanser türlerinin en riskli yanlarından birinin hücrelerin birincil odaktan koparak merkezi sinir sistemine yayılması olduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Beyin ve omurga, bu metastazların en kritik hedef noktaları arasında yer alıyor. Beyin metastazı şiddetli baş ağrısı, ani görme kayıpları, denge bozuklukları ve nöbetlerle kendini gösterebilir. Erken fark edilmediğinde, hastanın yaşam kalitesini ve bilişsel fonksiyonlarını tehdit edebilir” açıklamasında bulundu.

Konuyla ilgili Türkiye Ajansı'na açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, gençlerde ve genç erişkinlerde görülen kanser vakalarındaki bu artışın tek bir nedene bağlanamayacağını hatırlatarak, “Modern yaşamın getirdiği yaşam tarzı değişiklikleri ve beslenme alışkanlıklarındaki dönüşüm temel faktörler arasında görülüyor. Bunun yanı sıra çevresel maruziyetler de hastalık riskini tetikliyor. Gençlerdeki bu artış grafiğinde tıptaki teknolojik gelişmeler de önemli bir rol oynuyor. Erken tanı yöntemlerindeki iyileşmeler sayesinde vakalar artık çok daha hızlı tespit edilebiliyor” dedi.

Tanıdaki En Büyük Engel: "Gençtir, Bir Şeyi Yoktur" Düşüncesi

Gençlerde kanser artışındaki en büyük problemlerden birinin semptomların sıklıkla göz ardı edilmesi olduğunu dile getiren Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Gençlerin enerjik yapısı, ciddi belirtilerin basit yorgunluklar veya geçici hastalıklarla karıştırılmasına neden olarak tanı gecikmelerine yol açıyor. Oysa vücudun verdiği sinyalleri gençlik enerjisiyle maskelemek, hastalığa yayılma fırsatı tanıyor. Gençlerin kendi vücutlarındaki değişimlere karşı sergileyeceği bilinç düzeyi tedavinin başarı şansını doğrudan etkiliyor” diye konuştu.

Gençlerde kanserin yayılım gösterdiği noktalar arasında omurganın hayati bir yer tuttuğunu hatırlatan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Merkezi sinir sistemi tutulumları arasında omurga metastazlarına sanılandan daha sık rastlanıyor. Bu nedenle gençlerde görülen, istirahatle geçmeyen ve ağrı kesicilere yanıt vermeyen şiddetli sırt, bel veya boyun ağrıları mutlaka ciddiye alınmalı” uyarısında bulundu.

Kanserle mücadele sadece tıbbi bir süreç değil

Genç yaş grubundaki hastalar için kanserin sadece bir sağlık sorunu değil, yaşamın en aktif döneminde verilen zorlu bir sınav olduğunun altını çizen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Gençler ve genç erişkin hastalar, eğitim ve kariyer planlarının kesintiye uğraması, ağır psikolojik yükler ve uzun dönemli tedavi yan etkileriyle baş başa kalıyor. Hastalık sonrası hayatta kalım sürecinde ise sosyal hayata adaptasyon ve iş gücüne yeniden katılım, en az tıbbi tedavi kadar kritik bir önem taşıyor” açıklamasında bulundu.

Erken tanı önemli

Gençlerdeki kanser vakalarındaki artışının bireysel değil, toplumsal bir sağlık problemi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Göçmen, “Yaşa uygun tarama programlarının geliştirilmesi, psikososyal destek ağlarının örülmesi ve eşit sağlık hizmeti sunulması bu tablonun değişmesi için çok önem taşıyor. Genç yaşta görülen kanserler nadir değil. Erken farkındalık, doğru tanı ve kişiye özel tedavi yaklaşımları ile bu tabloyu gençlerin lehine çevirmek mümkün” dedi.

Etiketler :
HABERE YORUM KAT