Beyin aşk acısını fiziksel ağrı gibi algılıyor!
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Şule Ataş; Türkiye Ajansı'na aşk acısının beyindeki nörolojik yansımalarını, ayrılık sonrası yaşanan yas sürecini ve iyileşmeyi zorlaştıran alışkanlıkları detaylarıyla paylaştı.
Beyin Fiziksel Acı ile Duygusal Acıyı Ayrıştırmıyor
Romantik ilişkilerde partnerin zamanla hayatın en temel odak noktası haline geldiğini belirten Klinik Psikolog Şule Ataş, güven duygusu, günlük alışkanlıklar ve geleceğe dair planların bu odak çevresinde şekillendiğini aktardı.
Ayrılık gerçekleştiğinde beynin bunu ciddi bir kayıp olarak kodladığına değinen Ataş, şu ifadeleri kullandı:
"İlginç olan, beynin fiziksel acı ile duygusal acıyı tamamen birbirinden ayırmamasıdır. Parmak kesildiğinde ya da bir fiziksel ağrı hissedildiğinde aktifleşen beyin bölgeleri, yoğun duygusal acı yaşandığında da devreye girebilir. Bu nedenle ayrılık sonrası boğazda düğümlenme, mide rahatsızlıkları, uykusuzluk veya iştahsızlık gibi bedenik tepkiler sıkça görülür."
Olumsuz Düşünceler Acının Şiddetini Artırıyor
Acının boyutunu belirleyen unsurun yalnızca ilişki bitişi olmadığını; zihinden geçen otomatik düşüncelerin de süreci doğrudan etkilediğini vurgulayan Ataş; “Bir daha mutlu olamayacağım” veya “Onsuz hayatımın anlamı kalmadı” gibi yaklaşımların kayıp hissini daha derinleştirdiğini kaydetti.
Ayrılık Süreci Psikolojik Bir Yas Olarak Kabul Edilmeli
Aşk acısını anında bitiren sihirli bir çözüm bulunmadığını belirten uzmanlar, ayrılığın psikolojik açıdan doğal bir yas süreci olduğunun altını çiziyor. Sevilen birinin kaybında olduğu gibi, biten bir ilişkinin ardından da zihninizin ve duygularınızın yeni duruma adaptasyonu zaman gerektirir.
Sağlıklı bir yas sürecini yönetmek için dikkat edilmesi gereken temel noktalar:
-
Duyguları Bastırmayın: Özlemek, üzülmek veya ağlamak sürecin doğal parçalarıdır. Duygularınızla yüzleşin.
-
Rutinlerinizi Koruyun: Günlük yaşam akışını sürdürmek, sosyal bağları koparmamak ve iyi gelen aktivitelere zaman ayırmak iyileşmeyi hızlandırır.
-
İlişkiyi Gerçekçi Değerlendirin: Zihin ayrılık sonrası geçmişi idealize etmeye ve sadece iyi anıları hatırlamaya meyillidir. Sağlıklı iyileşme için ilişkinin zorlayıcı yönlerini de dengeli bir şekilde görebilmek gerekir.
Eski Partneri Sosyal Medyadan Takip Etmek İyileşmeyi Geciktiriyor
Ayrılık sonrası yapılan en yaygın hatalardan biri eski partnerin sosyal medya hesaplarını kontrol etmektir. Ataş, her profil kontrolünün zihni tekrar geçmişe yönlendirerek duygusal bağın kopmasını engellediğini vurguluyor.
Merak, belirsizliği azaltma isteği veya umut arayışıyla yapılan bu kontroller, kısa süreli bir rahatlama sağlasa da uzun vadede kişiyi bir "sosyal medya takip döngüsüne" sokarak iyileşmeyi zorlaştırır.
Geçici Rahatlama Sağlayan Kaçış Davranışlarına Dikkat!
Ayrılık sonrası yaşanan yoğun yalnızlık ve duygusal boşluk hissi; alkol kullanımı, aşırı yeme, kontrolsüz alışveriş veya dürtüsel davranışları tetikleyebilir.
Bu davranışların sorunu çözmediğini, yalnızca acıyı ertelediğini aktaran Şule Ataş, uyarılarda bulundu:
"Geçici rahatlama sağlayan alışkanlıklar emotional (duygusal) sorunu çözmez. Aksine acının ertelenmesine ve benzer duygular yaşandığında aynı zararlı davranışlara tekrar yönelilmesine sebep olur. İyileşmenin yolu acıyı bastırmak değil; duygularla sağlıklı şekilde yüzleşerek bu deneyimden ders çıkarabilmektir."
Özetle
Ayrılık sonrası temel hedef acıyı hızla yok etmek değil; yaşanan deneyimi anlamlandırıp duygusal dayanıklılığı artırarak gelecekte daha sağlıklı ilişkiler kurabilmektir.