OVP Açıklandı, yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 28,4

OVP Açıklandı, yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 28,4
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 2027-2029 dönemini içeren Orta Vadeli Program'ı (OVP) açıkladı. Yılmaz, "Enflasyon oranının yıl sonunda yüzde 28,4 olmasını bekliyoruz" dedi. İşte Yılmaz'ın OVP ile ilgili açıklaması ve detaylar..

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan ile 2027-2029 dönemini içeren Orta Vadeli Program'ı (OVP) açıkladı.

Yılmaz, programın temel önceliklerinden birinin enflasyonla mücadele olduğunu belirterek, 2024 yılı Mayıs ayında yüzde 75,5 seviyesine çıkan enflasyonun uygulanan politikalarla gerilediğini söyledi. Ağustos 2026 itibarıyla enflasyonun yüzde 31,5 seviyesinde olduğunu belirten Yılmaz, yıl sonunda enflasyonun yüzde 28,4 olmasının beklendiğini ifade etti.

Yılmaz, savaş kaynaklı arz baskılarının enflasyonun düşüşünü geçici olarak yavaşlattığını belirterek, arz şoklarının etkisinin azalmasıyla birlikte enflasyondaki düşüşün yeniden hızlanmasının beklendiğini kaydetti.

2,1 MİLYON YENİ İSTİHDAM HEDEFİ

“Güçlü Türkiye” hedefi doğrultusunda program döneminde 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulması planlanıyor. Yılmaz, dönem sonunda işsizlik oranının yüzde 8’in altına çekilmesinin hedeflendiğini belirtti. Ekonomik büyüklüğün artırılması kapsamında ise milli gelirin 2,2 trilyon doların üzerine, mal ve hizmet ihracatının ise 450 milyar dolara taşınması öngörülüyor.

Kişi başına milli gelirin de 25 bin dolar seviyesine çıkarılması hedeflenirken, uzun vadeli amaçlardan birinin enflasyonu yeniden tek haneli seviyelere indirmek olduğu vurgulandı.

DEPREM BÖLGESİNE 116 MİLYAR DOLARI AŞAN KAYNAK

OVP sunumunda deprem bölgesine yönelik harcamalar da önemli başlıklardan biri oldu. Yılmaz, 2023-2026 döneminde depremin yarattığı kayıp ve zararların telafisi ile afet risklerinin azaltılması amacıyla 2026 fiyatlarıyla 5,4 trilyon lira, yaklaşık 104 milyar dolar harcama yapılmış olacağını açıkladı.

Bu tutarın 2027 sonunda 116 milyar doları aşmasının beklendiğini belirten Yılmaz, deprem bölgesinde yalnızca yıkılan yapıların yerine yenilerinin yapılmadığını, daha güvenli ve dayanıklı yaşam alanlarının oluşturulduğunu söyledi.

Hak sahipleri için 455 bin bağımsız bölümün inşasının tamamlandığını belirten Yılmaz, bölgede ilave sosyal konut çalışmalarının da sürdüğünü ifade etti.

https://twitter.com/iletisim/status/2096527854355771871

DÖRT ALANDA EKONOMİK GÜVENLİK HEDEFİ

OVP kapsamında ilk kez ayrı bir başlık olarak “ekonomik güvenlik ve dayanıklılık” yaklaşımının öne çıkarıldığı belirtildi.

Bu kapsamda dört kritik alana odaklanılacak:

Enerji ve doğal kaynaklarda arz güvenliği ve dışa bağımlılığın azaltılması,

Gıda arz güvenliği ve tarımsal dayanıklılığın güçlendirilmesi,

Savunma sanayii, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zekâ başta olmak üzere kritik teknolojilerde yerli kapasitenin artırılması,

Ailenin ve demografik yapının güçlendirilmesi ile şehirlerin afetlere karşı daha dayanıklı hale getirilmesi.

Kritik mineraller, nükleer ve hidrojen teknolojileri ile enerji ve madencilikte kullanılan kritik ekipmanlarda yerli üretim ve Ar-Ge kapasitesinin geliştirilmesi de programın öncelikleri arasında yer alacak.

SAVUNMA HARCAMALARI YÜZDE 229 ARTIRILACAK

Bütçe önceliklerine ilişkin rakamları da paylaşan Yılmaz, savunma harcamalarının yüzde 229 artırılacağını açıkladı. Gıda arz güvenliği kapsamında sulama yatırımlarının yüzde 42, içme suyu yatırımlarının yüzde 71, organize tarım bölgesi yatırımlarının ise yüzde 103 artırılması planlanıyor. Madencilik alanında MTA yatırımları yüzde 139, sanayi altyapı yatırımları ise yüzde 54 artırılacak.

Dar ve orta gelirli vatandaşların konuta erişimini kolaylaştırmak amacıyla sosyal konut yatırımlarına ayrılan bütçenin yüzde 150 artırılması hedefleniyor.

İstanbul’da başlatılan kiralık sosyal konut uygulamasının da önümüzdeki dönemde farklı illere yaygınlaştırılması planlanıyor.

https://twitter.com/iletisim/status/2096520320442064977

DEMİRYOLLARINA DAHA FAZLA KAYNAK AYRILACAK

Ulaştırma yatırımlarında ise demiryolları öncelikli alanlardan biri olacak. Yılmaz, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın demiryolu projelerine ayrılan kaynağın yüzde 49 artırıldığını belirterek, sanayi ve ticaretin gelişmesi ile ulaşım imkanlarının güçlendirilmesinin hedeflendiğini söyledi.

OVP ile birlikte hükümetin önümüzdeki üç yıllık dönemde enflasyonun düşürülmesi, istihdamın artırılması, üretim ve ihracat kapasitesinin genişletilmesi, enerji ve teknoloji alanlarında dışa bağımlılığın azaltılması ve sosyal konut yatırımlarının artırılması hedeflerine odaklanması bekleniyor.

MÜŞTEREK BİR ÇALIŞMA

OVP'nin her yıl olduğu gibi bu yıl da Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığının müşterek çalışmasıyla hazırlandığını hatırlatan Cevdet Yılmaz, "Hazırlık sürecine bakanlıklarımız ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarımız önemli katkı sunmuş, özel sektör ve meslek kuruluşlarımızın görüş ve değerlendirmeleri alınmıştır. Ortak aklı ve katılımcılığı esas alan bir anlayışla hazırladığımız Programımızda, ilgili tüm taraflarla yürüttüğümüz istişareler de politika ve tedbirlerimize yansıtılmıştır." diye konuştu.

HER YIL GÜNCELLENECEK ÜÇ YILLIK BİR PLAN

Yılmaz, belirlenen hedeflere nasıl ulaşacaklarına dair öncelikli reform alanlarını, planlanan politika ve tedbirleri ortaya koyacaklarını ifade etti. Gelecek üç yıla ilişkin temel politika belgesi olan OVP'nin, Kalkınma Planı doğrultusunda hazırlanan ve her yıl güncellenen üç yıllık bir politika çerçevesi sunduğunu vurgulayan Yılmaz, konuşmasında şunları söyledi:

“Program, makroekonomik hedef ve tahminlerimizi, gelir ve gider ile borçlanma görünümünü, kamu idarelerinin ödenek teklif tavanlarını ve reform gündemimizi ortaya koymakta, aynı zamanda bütçe sürecinin temel çerçevesini oluşturmaktadır. Dünya ekonomisi, son dönemde ekonomik, teknolojik ve jeopolitik gelişmelerin iç içe geçtiği, öngörülebilirliğin azaldığı ve risklerin tarihi yüksek seviyelere çıktığı yeni bir süreçten geçmektedir. Türkiye ekonomisi de elbette dünyadan ve bölgemizde yaşanan bu gelişmelerden bağımsız değildir. Özellikle bölgemizde yaşanan savaşın doğrudan ve dolaylı etkileri, enerji ve emtia fiyatlarından küresel ticarete, enflasyon görünümünden büyüme beklentilerine kadar birçok alanda hissedilmektedir. Bunun yanında geleneksel tarife artışlarının yanında yeni nesil korumacılık eğilimleri ve ticaret politikalarındaki belirsizlikler de küresel görünümü etkilemektedir.”

2026 YILI BÜYÜME TAHMİNİ YÜZDE 3,3

Açıklamasında, savaşla birlikte enerji ve emtia fiyatlarında ortaya çıkan arz yönlü baskıların ve Türkiye'nin başlıca ticaret ortaklarındaki zayıflamanın doğal olarak 2026 yılı tahminlerine de yansıdığını hatırlatan Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü;

“2026 yılı büyüme tahminimizi yüzde 3,3 olarak güncelledik. Sanayi büyümesi tahminimiz yüzde 2,3'e gerilerken, yıl sonu enflasyon tahminimiz yüzde 28,4'e yükseldi. Enerji fiyatlarındaki yükselişin dış dengemiz üzerinde doğrudan etkisiyle enerji ithalatı tahminimiz 63 milyar dolardan 71 milyar dolara yükselirken, dış ticaret açığı tahminimiz 96 milyar dolardan 105 milyar dolara çıkmıştır. Buna bağlı olarak cari işlemler açığının milli gelire oranına ilişkin tahminimizi de yüzde 2,6'ya güncelledik. Turizm gelirleri tahminimiz ise yine savaşın etkisiyle 68 milyar dolardan 65 milyar dolara revize edilmiştir. Bu güncellemeler programımızın yönünde veya ana çerçevesinde bir değişiklik anlamına gelmemektedir. Nitekim geçtiğimiz yıl öngörülmeyen ölçekte ortaya çıkan savaş ve beraberinde getirdiği enerji ve emtia şoku, dış talepteki zayıflamayla birlikte tüm ekonomiler üzerinde ilave bir yük oluşturmuştur. Buna rağmen Türkiye ekonomisi üretmeye, büyümeye ve istihdam oluşturmaya devam etmektedir.”

İHRACATIN ARTIRILMA PLANLAMASI

Yılmaz, 2026 yılının hem küresel büyümenin hem de dünya ticaretinin belirgin biçimde ivme kaybettiği bir yıl olarak karşılarına çıktığını hatırlatarak konuşmasını şöyle sürdürdü;

"2027 yılına ilişkin beklentiler küresel görünümde yeniden bir toparlanmaya işaret etmektedir. Küresel büyümenin yüzde 3,4'e, küresel ticaret hacmindeki artışın ise yüzde 4,3'e yükselmesi beklenmektedir. Özellikle küresel ticarette beklenen bu canlanmanın, dış talep koşullarının iyileşmesine ve ihracatçı ülkeler açısından daha destekleyici bir ortamın oluşmasına katkı sağlamasını bekliyoruz.

2027 yılında ise dış talep koşullarının yeniden iyileşmesiyle bu oranın yüzde 2,8'e yükselmesini öngörüyoruz. Bu zayıflama, ihracatımızın yaklaşık yüzde 43'ünü gerçekleştirdiğimiz Avrupa Birliği ile yüzde 22'sini gerçekleştirdiğimiz MENA Bölgesinde özellikle dikkat çekicidir. En büyük ihracat pazarımız olan Avrupa Birliği'nde 2025 yılında yüzde 1,6 olarak gerçekleşen büyümenin 2026 yılında yüzde 1,2'ye gerilemesi, 2027 yılında ise sınırlı bir toparlanmayla yüzde 1,4 seviyesine yükselmesi beklenmektedir.

MENA Bölgesinde ise savaşın ve jeopolitik gerilimlerin ekonomik faaliyet üzerindeki etkisi çok daha belirgindir. 2025 yılında yüzde 3,3 büyüyen bölge ekonomisinin, 2026 yılında yüzde 0,5 oranında daralacağı tahmin edilmektedir. 2027 yılında beklenen yüzde 7,3'lük güçlü büyümede ise 2026 yılındaki bu sert daralmanın oluşturacağı baz etkisinin önemli rol oynayacağını değerlendiriyoruz. Dolayısıyla, AB ve MENA bölgelerinin toplam ihracatımızın yaklaşık üçte ikisini oluşturduğu dikkate alındığında 2026'da ihracatçılarımızın oldukça zorlu bir dış talep ortamına rağmen başarılı bir performans sergiledikleri görülmektedir.

Yıllar içerisinde ihracat pazarlarını çeşitlendiren ülkemizin mevcut pazardaki güçlü konumunu korurken, yeni pazarlara erişimini artırma, ihracatımızı bölgesel ve küresel şoklara karşı daha dayanıklı hale getirme çabamız önümüzdeki dönemde de devam edecek.”

Etiketler :
HABERE YORUM KAT