Ebola Afrika'da tekrar hortladı!
KİNŞASA – Dünya Sağlık Örgütü'nü (DSÖ), "uluslararası acil durum" ilan etmeye zorlayan ve Orta Afrika'yı sarsan Ebola salgını, son bir haftada ulaştığı 567 yeni vaka ve 296 ölümle kendi rekorunu kırdı. Sahadaki tıp uzmanları, mevcut krizi Demokratik Kongo Cumhuriyeti tarihinin "en kötü ve en agresif" salgını olarak tanımlıyor.
Mevcut Aşılar Bu Varyantta İşe Yaramıyor
Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) raporlarına göre, salgına daha önceki krizlerde kullanılan Zaire türü değil, çok daha nadir görülen Bundibugyo virüsü suşu neden olmaktadır. Bu durumun yarattığı en büyük tehlike ise tıp dünyasının elini kolunu bağlıyor olması.
Sıfır Onaylı Aşı: Geçmiş salgınlarda binlerce hayatı kurtaran mevcut Ebola aşıları ve antikor tedavileri bu varyantta etkisiz kalmaktadır.
Alternatif Arayışlar: Laboratuvarlarda Remdesivir ve MBP134 gibi ilaçların denemelerine yeni başlanırken, Singapur ve İngiltere'de deneysel aşı çalışmaları henüz birinci faz aşamasındadır.
Kritik Ölüm Oranı: Virüsü kapan her 100 kişiden yaklaşık 44'ü hayatını kaybetmektedir.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusundaki Ituri eyaletinde, sık ormanların arasındaki derme çatma sağlık çadırlarından birinin önündeyiz. Dışarıda, Afrika’nın kavurucu güneşi ve silah sesleri var; içeride ise insanlığın bugünlerde karşı karşıya kaldığı en büyük tıbbi kabuslardan biri yaşanıyor.
Resmi kurumlardan gelen soğuk rakamlar, salgında 3.600 vakanın aşıldığını ve 1.500’den fazla insanın öldüğünü söylüyor. Ancak sahaya indiğinizde bu rakamlar istatistik olmaktan çıkıp birer insani trajediye dönüşüyor.
Laboratuvardaki Çaresizlik: "Silahımız Yok"
Bu salgını geçmiştekilerden ayıran en korkunç gerçek, tıp dünyasının elindeki en güçlü silah olan aşıların bu kez işe yaramaması. Sahada görev yapan bağımsız bir tıp uzmanı durumu şöyle özetliyor: “Geçmişte Ebola’yı aşılarla durdurabiliyorduk. Ancak bu kez karşımızdaki düşman farklı; Bundibugyo virüsü türü. Elimizdeki mevcut tüm aşılar bu varyant karşısında tamamen etkisiz. Adeta çıplak ellerle bir canavarla savaşıyoruz.”
İngiltere ve Singapur’da yeni aşılar için laboratuvarlarda sabahlansa da bu çalışmalar henüz ilk aşamalarında. Sahada ise sadece belirtileri hafifletmeye çalışan deneysel ilaçlar var ve virüsü kapan neredeyse her iki kişiden biri hayatını kaybediyor.
Virüsten Daha Hızlı Yayılan Korku
Ituri ve Kuzey Kivu eyaletlerinde salgının kontrol altına alınamamasının asıl sebebi laboratuvarlarda değil, sokaklarda gizli. Bölgede yıllardır süren iç savaş ve silahlı isyancı grupların varlığı, sağlık ekiplerinin köylere girmesini imkansız hale getiriyor.
Birçok köyde halk, yabancı sağlık çalışanlarına şüpheyle bakıyor. Silahlı grupların karantina merkezlerine saldırması, temaslı kişilerin takibini tamamen koparmış durumda. Sağlık çalışanları sadece virüsle değil, her an patlayabilecek bir bomba veya kör bir kurşunla da burun buruna yaşıyor. Nitekim bugüne kadar 17 sağlık çalışanı bu kaosta hayatını kaybetti.
Küresel Bir Tehdidin Eşiğinde
Komşu Uganda, sınırlarında uyguladığı adeta askeri disiplindeki karantina süreçleriyle virüsün kendi topraklarında yayılmasını mucizevi bir şekilde durdurmayı başardı. Ancak bu başarı, tehlikenin geçtiği anlamına gelmiyor. Nitekim insani yardım çalışanları aracılığıyla Fransa’ya kadar ulaşan ilk ithal vaka, bu yerel krizin aslında ne kadar küresel bir saatli bomba olduğunu tüm dünyaya hatırlattı.
Dünya Sağlık Örgütü ve Afrika CDC fon bulmak için çırpınırken, Batı dünyası hala sessizliğini koruyor. Sahadaki doktorların ortak feryadı ise tek bir gerçeğe işaret ediyor: “Eğer bugün Kongo’nun bu ücra köylerindeki yangını söndürmezseniz, yarın bu ateş tüm dünyayı saracak.”