Türkiye’de Dövme Sanatı Görünürlük Kazanırken: Nursultan Aimurzin’in Sinematik Realizmi
Türkiye’de dövme sanatı artık yalnızca bir grubun kapalı kapılar ardında ilgilendiği bir alan değil. Türkiye Art Fest gibi etkinliklerde dövmenin geleneksel ve modern birçok biçimde ele alınması, özellikle realizm gibi teknik açıdan zorlayıcı stillere olan ilgiyi de artırıyor. Bu yeni görünürlük içinde, Türkiye’de farklı stüdyolarda çalışan uluslararası sanatçıların deneyimleri de daha fazla dikkat çekiyor.
Bu görünürlüğün arkasında yalnızca etkinlikler değil, Türkiye’de çalışan farklı ülkelerden sanatçıların üretim biçimleri de var. Kazakistanlı dövme sanatçısı Nursultan Aimurzin’in işleri bu açıdan dikkat çekiyor; çünkü realizmi yalnızca, “fotoğraf gibi durması” üzerinden kurmuyor. Onun çalışmalarında ışığın figür üzerinde nasıl dağıldığı, tasarımın kol anatomisine nasıl oturduğu ve hareketin kompozisyona nasıl dahil olduğu daha belirgin hale geliyor.
Aimurzin’in büyük ölçekli işlerinde dövme, deriye yerleştirilen sabit bir görsel gibi düşünülmüyor. Samuray full sleeve çalışmasında figür, gün batımı ışığı ve zırh dokusuyla birlikte kolun akışına göre kuruluyor. Bu çalışma, klasik bir samuray imgesini düz bir portre gibi taşımak yerine, sinematik bir sahnenin parçası haline getiriyor. Figürün yönü, arka plandaki ışık ve zırhın yüzeyi aynı kompozisyon içinde birlikte çalışıyor.
Mermaid sleeve projesinde ise hareket fikri daha doğrudan hissediliyor. Tasarım, kol oynadığında denizkızı figürünün yüzüyormuş gibi algılanması üzerine düşünülmüş. Bu tür işlerde mesele yalnızca güzel bir çizim yapmak değil; görselin bedenin hareketiyle birlikte anlamını koruyabilmesi. Aimurzin’in realizminde bu yüzden detay kadar, dövmenin yaşayan bir yüzey üzerinde nasıl davranacağı da önemli hale geliyor.
Realizm dövmede ilk günkü görüntü kadar, işin iyileştikten sonra nasıl kalacağı da önemli. Aimurzin’in çalışmalarında kontrast, ışık ve anatomik yerleşim yalnızca estetik bir tercih değil, dövmenin uzun vadede okunabilir kalması için de belirleyici unsurlar olarak öne çıkıyor. “Benim için realizm, fotoğrafı kopyalamaktan çok bedenle birlikte yaşayacak bir kompozisyon kurmak,” diyor Aimurzin.
Sanatçının portfolio’sunda realizm yalnızca büyük sleeve çalışmalarında değil, cover-up projelerinde de farklı bir işlev kazanıyor. Cat cover-up çalışmasında eski bir dövme, gerçekçi bir kedi portresi, soyut renk geçişleri ve çiçek detaylarıyla yeniden kuruluyor. Cover-up projelerinde izleyici çoğu zaman yalnızca son görüntüyü görür; oysa arka planda eski çizgiyi saklamak, yeni formu bedene oturtmak ve çalışmayı yalnızca bir kapama işlemi gibi değil, bağımsız bir tattoo işi gibi göstermek gerekir.
Bu yaklaşım, farklı ülkelerde çalışmanın getirdiği deneyimle de şekilleniyor. Aimurzin’in yolu Kazakistan’daki stüdyo çalışmalarından İstanbul’daki Bosphorus Ink’e, Mısır’daki guest artist döneminden Antalya’daki Chinese Ink’e uzanıyor. Farklı müşteri profilleri ve stüdyo kültürleriyle çalışmak, onun realizme sabit bir formül gibi değil, her bedene ve hikâyeye göre yeniden kurulması gereken bir alan olarak yaklaşmasını sağlamış görünüyor.
Marmaris’te katıldığı uluslararası dövme festivali ve Astana’da verdiği masterclass da onun pratiğini yalnızca stüdyo içindeki üretimle sınırlamayan adımlar arasında yer alıyor. “Farklı ülkelerde çalışmak, farklı stüdyolarda görev almak, her işte aynı tekniği tekrar etmek yerine her müşterinin kültürünü, bedenini ve hikâyesini yeniden okumayı öğretti bana,” diyor sanatçı.
Türkiye’de dövme sanatına yönelik ilginin arttığı bu dönemde Aimurzin’in çalışmaları, realizmin yalnızca görsel benzerlik değil; ışık, anatomi, hareket, kalıcılık ve kişisel hikâye arasında kurulan bir denge olduğunu hatırlatıyor.