Gerçekleştirilen gecede, İzmir’in önde gelen müteahhit, mimar, yapı malzemeleri sektörü temsilcileri, sivil toplum kuruluşu yöneticileri bir araya geldi.
KENTSEL DÖNÜŞÜM BİR AN ÖNCE YAPILMALI
İnşaat sektörünün Türkiye ekonomisinde büyümenin en önemli unsurlarından biri olduğunu belirten Müteahhitler Federasyonu Başkanı Ayhan Sulak da, kentsel dönüşümün ivedilikle çözülmesi gerektiğine dikkat çekti.
Sulak şöyle devam etti: “İnşaat malzemeleri, demir çelik, çimento, mobilya,taşımacılık gibi paydaşlarımızıda düşünürsek gayri safi milli hasılada yaklaşık yüzde 30 oranında paya sahibiz. Dolayısıyla sektörümüzün yavaşlaması ülke ekonomisini de etkiliyor. Yavaşlama nedenlerini maliyetlerdeki artışlar ve finansmana ulaşım zorluğu olarak iki ana başlık altında toplayabiliriz. İnşaat maliyetindeki artışın en büyük sebebi, yeni inşaat alanlarının üretilmemesinden kaynaklı arsa fiyatlarının ve kat karşılığı oranlarının yüksek olması, finansman zorluğunda ise konut kredi faiz oranlarının yüksek olmasıdır. Yeni inşaat alanları ürettiğimiz takdirde arsa maliyetleri düşecek, faiz oranlarındaki düşüş eğilimin artmasıyla da konut alımına yönelme başlayacaktır. Şehrimiz özeline gelince mevcut yapı stoğumuzun yaklaşık yüzde 52’si deprem yönetmeliğine uygun olmayan yapılardan oluşmaktadır. Çok sayıda fay hattının üzerinde bulunan şehrimizde kentsel dönüşümün ivedilikle çözülmesi gerekiyor. Bu dönüşümü ada bazında planlayarak şehrimizin gençleşmesini, alt yapısının yenilenmesini, sosyal donatı alanlarının, otoparklarının oluşmasını sağlayabiliriz. Bu dönüşümü sektörümüzün de kamunun da yalnız çözebilme imkanı bulunmuyor. Kamunun, odaların, STK’ların bir arada olduğu ortak akılla şehrimizi yenilemeliyiz. Müteahhitler Federasyonu olarak sektörümüz adına elimizden gelen tüm katkıyı koymaya hazırız”
BÜROKRATİK VE FİNANSAL SORUNLAR YAŞIYORUZ
İZTO Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Kahraman da, finansman konusunda yaşanan sıkıntılara dikkat çekerek, “Sektör olarak bürokratik ve finansal sorunlarımız var. Burada yüksek faiz ve kredilerle ilgili sorunlar önde geliyor. Finansmana ulaşmada yaşanan sorunları aşılırsa sektörün tüm paydaşları olarak daha fazla üretmeye ve ekonomiye olan katkılarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. İnşaat ruhsat süreleri çok uzun. 6 ay ila 1 buçuk yıl süren ruhsat sürelerimiz ve sektör bu konuda çok muzdarip. Geçmiş dönem toplantılarımızda bu konuyu Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Cemil Tugay'a da iletmiştik. Kendisi de bu konuda desteklerini açıklamıştı. Bu çalışmalar da yapılıyor. Sektör temsilcileriyle bir araya gelerek yapı ruhsatı ve yapı kullanma süreçleriyle ilgili bütün belediyelerde tek tip evrak isteme usulüyle bir bütünlük sağlanması gerekiyor. Böylece bürokratik anlamda da hız kazanarak maliyet ve hız anlamında da avantaj yakalamış oluruz. Bugün buraya katılan tüm değerli konuklarımıza ve gecenin düzenlenmesine katkı sağlayan herkese teşekkürlerimi sunarım” ifadelerini kullandı.
YAPI MALZEMELERİ SEKTÖRÜ İHRACATINI 29 MİLYAR DOLARA ÇIKARDI
Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu da, sektör temsilcilerine şu sözlerle seslendi: “İnşaat sektörü bugün her bileşeniyle sanayicisi müteahhidi mimarı ve esnafıyla ülkemizde kritik rol oynuyor. Önümüzdeki dönemde inşaat malzemeleri sektörü tüm kategorileriyle birlikte ülkemizin çağdaşlaşmasında daha kritik rol oynayacak. 2020 yılından bu yana kolay olmayan dönemlerden geçiyoruz. Fakat inşaat malzemeleri ve yapı sektörü bu dönemi örnek bir performansla geçiyor. Sektörümüz ihracatını 20 milyar dolardan 29 milyar dolara çıkardı. Sektörümüz dünyanın en büyük 7'nci inşaat malzemeleri ihracatçısı konumuna geldi. Bu geleceğimiz için çok önemli. Şu anda Enflasyon düşüş döneminin beklenen ve bilinen bütün zorluklarını yaşıyoruz. Bu enflasyonun düşmesi şart. Bu dönemde yaşadığımız yorgunlukların hepimiz farkındayız. Hepimizin hedefi bu süreyi daha iyi aşmak olmalı. Bu sürece orta ve uzun vadeli olarak bakmak lazım. Dünya globalleşmeden bölgeselleşmeye geçti. Bu durum kobilerden büyük firmalara kadar hepimizi etkileyecek. Bu bölgeselleşme ile birlikte önümüzdeki 10 yılda Anadolu coğrafyanın üretim teknoloji ve lojistik merkezi olma potansiyeli taşıyor. Geçiş yolları üzerinde olmamız da bu avantajı sağlayacak. Yaşlanan Avrupa Birliği'nin yaşlanan bina stokları yenilenecek. İnşaat malzemeleri ürünlerini biz buradan göndereceğiz. Etrafımızda yıkılan ülkelerin yeniden yapımında Türk firmaları aktif rol oynayacak. Bu açıdan gelecekte bizi bekleyen büyük fırsatlara odaklanmamız lazım, Önümüzdeki çağdaşlaşma döneminde ülkemizin sanayiye ve üretime her zamankinden daha çok ihtiyacı olacak. Kentsel dönüşüm konusu da çok önemli. Esnaftan üreticiye sanayiciye daha çok çalışarak ülkemizin yarınlarını birlikte inşa edeceğiz”
İNŞAAT SEKTÖRÜ, DEĞERLER ZİNCİRİ YARATIYOR
Yapı sektörünün yalnızca binaların değil, kentlerin yaşam kalitesini de artırdığını kaydeden İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz da şu görüşleri dile getirdi:
“İnşaat sektörünün sadece bina ya da yol inşa etmenin ötesinde şehirleri ruhunu ve toplumların yaşam kalitesini şekillendiren bir güç olduğuna inanıyorum. Türkiye ekonomisin en önemli lokomotiflerinden inşaat sektörü bugün yaklaşık 2 milyon kişiye doğrudan istihdam sağlıyor. Gayri safi milli hasılanın da yüzde 6'sını oluşturuyor. Bu rakamlar sektörün büyüklüğü kadar yüzlerce alt sektöre de sağlanan canlılığı da ortaya koyuyor. Bu anlamda atılan her temel yalnızca bir binanın değil, ekonomimizin farklı kanallarını da harekete geçiren bir değer zinciri anlamına da geliyor. Sektörün başarısı yalnızca ülkemizde değil dünyanın dört bir yanında da varlığını hissettiriyor. Türk müteahhitleri 137 ülkede imza attıkları projelerle ülkemizin gururu olmuş durumda. Bugüne kadar istenen proje sayısı 12 bini aşarken; yaratılan işlem hacmi de 543 milyar doları aşıyor. Bu başarı sadece döviz girdisi sağlamıyor aynı zamanda Türkiye'nin uluslararası marka değerini de artırıyor. Dünyanın dört bir yanında yaşama geçirilen havayolları, otoyollar, barajlar ve endüstriyel tesisler Türk mühendisliğinin, iş disiplinini ve girişimciliğin de simgeleri haline geldiğini görüyoruz. Kentsel dönüşüm ülkemizin en kritik gündemlerinden biri olmaya devam ediyor. Deprem felaketleri yalnızca afet sonrasında gündeme gelen bir konu olmamalıdır. Kentsel dönüşüm sürekliliği olan planlı ve ada bazlı dönüşüm politikalarıyla şehirlerimiz güvenli hale getirmek zorundayız. Bu sadece bir inşaat meselesi değil milyonlarca vatandaşımızın hayatını yakından ilgilendiren bir meseledir. İzmir başta olmak üzere; tüm kentlerimizde bu dönüşümü hızlandırmak yerel yönetimler ve özel sektör işbirliğiyle mümkün olabilir. Bu süreçte atılacak her adım yalnızca güvenli binalar değil daha yaşanabilir modern ve yeşil şehirler anlamına da gelecektir.”