• BIST 1.471
  • Altın 417,428
  • Dolar 7,4093
  • Euro 8,9836
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 17 °C
  • Bursa 15 °C
  • Antalya 18 °C
  • Konya 10 °C

Nerde Kalmıştık?

Zülal Günal

Kıymetli Okuyucularım,

Çok uzun bir aradan sonra tekrar ‘Merhaba’…

Haziran 2020 Dönemi’nden bu yana sağlık sorunları nedeni ile öncelikle bir müddet hayattan ve dolayısı ile de sizlerden ayrı kalma zorunluluğunun getirdiği bir karanlık tünelden geçtikten sonra yavaş yavaşta olsa yeniden her birinize ayrı ayrı ‘Merhaba’ demenin zamanı geldi sanırım…

Bu geçen uzunca zamandan sonra epeyce düşünme, insanları, tavırlarını değerlendirme fırsatı bulduğumdan biraz dünyaya ve insanlara ‘pandemi dönemi’ sınırlarını aşarak tepeden bakmaya çalıştığımda, hemen hemen herkesin korku ile dolu olduğunu ve bu korkunun kökünde hiç kimsenin ölmek istemediğini ve ölüme hazırlıklı olmadığını yoğunlukla fark ettim… Bu farkındalık ile hemen hemen herkesin rutinde ecel kendi ve yakınlarının kapısını çaldığında hissettiği duyguları artık o zil çalmadan da hissedebildiğini gördüm ve belki de bu duygunun insanlık ile ilgili kavramları daha yüz üstüne çıkarma umudunun göğe doğru yükseldiğine şahit oldum. Toplu olarak yokluk, kaybetme, ölme duygularına çok yakın hissettik kendimizi… Belki de tüm kuşakların arasında ilk kez bir çatışma olmadı ve herkes korku ile doldu taştı çünkü karşımızda artık alışık olduğumuz deniz dalgaları değil ölüm dalgası çıkmıştı…

Hazır lafı ölüme getirmişken tam da bugün 14 sene önce çok genç yaşta amansız bir hastalığa yenik düşen babama getirmek istiyorum… Ölüm korkusu öyle bir duygu ki korkunuz geçtiğinde zaten artık tam da kendisi ile karşı karşıya kalıyorsunuz… işte tam da o noktada karşınıza çıkan karanlık, artık korkudan değil kayıp duygusu ile nasıl baş edeceğinizi bilemediğiniz bir tünele sokuyor sizi… Belki de farkında olmadan onun yokluğuna üzüldüğünüzü sanırken aslında o yokluk duygusunu karşınıza çıkaran boş ve bilinmez yolda onsuz nasıl yürüyeceğinize odaklanarak kendinizi bilinmezler içinde buluyorsunuz… O vakit geldiğinde acınızın nasıl dineceğini, nasıl sabredeceğinizi, hayata nereden ve nasıl devam edeceğinizi bilemiyorsunuz! Aradan geçen zamanla taziyede bulunan insanlarda etrafınızdan çekildiğinde ölüm denilen ve başta sizi korkutan duygular yerini bambaşka yaşam sıkıntılarına ve korkularına bırakıyor çünkü sizin o veya bu şekilde dayandığınız ağacınızı, bir dalga almış götürmüş ve artık gölgeniz olmayan bir konumdasınız ve yapayalnız kalmışsınız! Demek istediğim o ki aslında sizin acınızı zaman dindirmiyor ve dindirmeyecekte… Sadece geçen zaman ve yıllar bambaşka bir dünya şartlarında yaşamayı öğretecek sizlere… İşte tam da bu noktada hiçbir zaman kaldığınız yerden eski duygularınız ile devam edemeyeceksiniz çünkü sizi bekleyen duygular tap taze ve ne yazık ki onların içinde artık tam anlamı ile güven duyup kendinizi kilitleyebileceğiniz duygular olmuyor… Zira sizin ‘güven’ diye hediye paketine sardığınız olguları değiştiren başkaları güveni temsil eder olmuş! Daha da kötüsü bu durumunuzu bilen herkes duygularınızı olumsuz yönde sağa sola çekiştirirken, siz hayatınıza değil kaldığınız yerden devam etmek karşınıza çıkan hayal kırıklıkları, derin çukurlar ve size hitap etmeyen insanlar ile mücadele zorunlulukları arasında kaybolmamaya çalışmakla geçecek yıllarınız…

İşte tam da bu nedenle her geçen günü yeni bir gün yeni bir başlangıç olarak düşünmek ve sadece dünyaya yalnız geldiğiniz ve yalnız göçeceğimize odaklanarak o kadar da derin bir sevgi ile insanlara bağlanmamak gerektiğini kavrayacaksınız… Aslında insanların çoğunun insanların dışındaki canlılara güvenmesi temel duygusunun da bu sebeple olduğunu düşünüyorum… Bu noktada bana katılmayanlar olacaktır belki ancak şunu belirtmeliyim ki hep başkalarının mutluluğu için yaşamış biri olarak aradan geçen 7 ay içinde insanın öncelikle kendi için yaşaması gerektiğini acı bir şekilde öğrendim… Eminim sizde bu süreçte çok şey öğrenmişsinizdir!

Benim gözlemlerimde, özellikle ‘Kovit 19’ Dönemi’nde sağlık çalışanlarımız ve öğretmenlerimiz haricinde, hemen hemen çoğunluk olarak kimsenin kimseye insanlık namına yardımcı olmadığı, insanların çoğunun kendi canına, kendi geçiminin derdine düştüğü ve belki de insanlık kavramının hizmetlerinden kendilerini soyutlamış olduğuydu…  

Şimdi yine yeni bir tünel ufukta belirmiş görünüyor ve hepimiz kaldığımız yerden devam etme ümidi içerisindeyiz… Şunu kabul edelim ki artık kaldığımız yerden başlayacağımız nokta tıpkı ölüm kapımızı çaldığında olduğu gibi bıraktığımız yer olamayacaktır çünkü bıraktığımız yerde yaşadığımız şoklar, ayrılıklar, şokların sonucunda gelen üzüntü, yorgunluk ve bitkinliklerin hatırası olan felçler size izin vermeyecektir! Yine de yaşamaya devam edeceğiz bir şekilde yeni kurallar ile ve yeni insanlar ile… ‘Nerde kalmıştık?’ diyerek…

Tam bu noktada sizi bekleyen 2 seçenek görünecek belki beyin ve kalplerinizde…

Biri tam gaz ‘ölümlü dünya aman boşver’ mantığı ile baştan çıkaran çılgınca bir yaşam tarzı ya da ‘ölümlü dünyada en önemli şey insanlık ve insanlarmış’ mantığını benimseyen ve etik ahlaki değerlerin öncü olacağı bir yaşam tarzı!

Karar sizin… ‘Nerde kalmıştık?’ 

Bu yazı toplam 3794 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Türkiye Ajansı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 205 33 59 - 0 332 233 55 53 Faks : +90 332 233 55 53