• BIST 1.441
  • Altın 501,444
  • Dolar 8,3566
  • Euro 10,1202
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 16 °C
  • Bursa 19 °C
  • Antalya 17 °C
  • Konya 19 °C

Neden Hz. Mevlâna Neden Hz. Şems?

Ecz. Hülya Özsümen TUĞYAN

Hz. Mevlâna bir şehzade idi. Babası Sultan-ul Ulemâ Hazretleri Belh’de hükümdarlığın çok önemli bir unsuruydu. Kardeşler arasında ihtilaf çıkmaması için Belh’den diyar-ı Rum’a gelirken Şam’a uğradı, Şam’da sohbetler oldu. O sohbetlerde Muhyiddin Arabi Hazretleri de vardı. Herkes Sultan-ul Ulemâ’ya hayranlıklarını dile getirirken, Muhyiddin Arabi Hazretleri güldü, “Hayrola üstad niye gülüyorsun?” diye sorduklarında:

“Allah’ın işine bak, bir gölün arkasına bir derya katılmış gidiyor.” diye cevap verdi. O sırada Hz. Mevlâna dört yaşındaydı.

Böylelikle Hz. Mevlâna’nın ilerde büyük bir âlim olacağının kerametini gösterdi.

Hz. Mevlâna’nın hayatının ilk kısmı mânâ eğitimi ile değil, klasik din eğitimi ile geçmiştir. Bu eğitim içerisinde kendileri de veli olan pek çok zatlar vardı ama Hz. Mevlâna’ya mânâ ilmi değil, genel bir İslam kültürü verdiler. Hz. Mevlâna, daha sonra Şam’a gitmeye başladı. Devrin en iyi hadis âlimleri Şam’da idi. Ve döndüğü zaman, o dönemdeki Konya’daki ilim ve irfan medresesinin, bugünkü anlamıyla rektörü oldu. Engin din kültürü yanında Türkçe, Arapça, Farsça ve Rumcayı da çok iyi bilirdi.

Hz. Mevlâna ilim, ahlak, İslami ibadetlere saygı ve zarafet bakımından dört dörtlüktü. Maddi hiçbir problemi yoktu. O haliyle kalmış olsaydı da Hz. Mevlâna çok büyük bir insandı, ibadeti, ahlâkı, ilmi olan insan elbette ki büyük insandır. Ama asıl Allah’ın görmek istediği şey, Hz. Mevlâna’nın mânâ sahnesinde zuhur etmesidir. Bu mânâ sahnesine adım atabilmesi, velâyetin başlayabilmesi için bir nokta vardı. İşte o noktanın aşılması lazımdı.

 

Bir insanın maddeden mânâya geçişi nasıl olur? Hangi hadiselerle olur? Bunun baş formülü NAZAR’dır. Bir başka velinin Cenab-ı Hak tarafından tayin edilmiş bir kimseye nazar etmesi, mânâ âlemine geçmesini sağlar.

Hz. Şems’in hocası, yetiştirdiği her birisi mükemmel talebeleri olan müritlerine dedi ki;

“Diyar-ı Rum’da Celâleddin isminde bir şahsın irşad edilmesi murat edildi. Hanginiz talipsiniz?” deyince, Hz. Şems sağ elini kalbinin üzerine koyarak, boynunu sola eğip sustu. “Talibim” bile demedi. Hocası:

“Sen anladın, bu işin sonunda başını vermek var” dedi.

mevlana--sems.jpg

Hz. Şems, Hz. Mevlâna uğruna başının kesileceğini bile bile onu irşada talip oldu. Şam’dan Konya’ya ölmeden önceki son gelişinde Hz. Mevlâna onu karşıladığı zaman:

“Ey koca Mevlâna başımı uğruna vermeye geldim” diyerek keramet göstermiştir.

Hz. Şems, Mevlâna’ya gelmeden önce çok uzun seyahatler yapmıştır. Nitekim bir gün Mevlâna Hz’leri Şems’e; “Sultanım pek çok yerlere uğradın, orada irşad edecek insanlar bulamadın mı ki? Buraya kadar zahmet ettin” der. Hz. Şems de, çok zarif, güzel, hikmetli bir tasavvuf esprisi yapar;

"Gittiğim yerlerde hâşâ hep Allah’lık davasında olanlara rastladım. Hiç kul olana rastlamadım, ilk defa rastlıyorum, o da sensin” der.

Yani bu ne demektir? Herkes tasavvuf yapıyorum, dindarım diye kendini ilahlaştırmış, her şeyi ben biliyorum, ben yapıyorum, ben, ben, ben... Hz. Şems “Bu benler var ya” diyor, işte gönlün önünde parçalanması lâzım gelen putlardır. Bunların az sayıda olması, ancak bir kula nasiptir ki, “Sen öyle bir kuldun, onun için seni tercih ettim” diyor. “Biz kıyamete kadar Mevlâna’nın yüzde biri kadar kabiliyetli bir kul bulursak, mutlaka teşrif eder, kendisini irşad ederiz.” diyor.

Hz. Mevlâna bir beyitinde timsahın gözlerinden deryayı seyrettirmiştin bana der. Bende hayretler içindeydim. Çünkü timsahın gözünde deryanın bir bardak su kadar küçüldüğünü biliyordum der. Yani Cenâb-ı Hakk’a yakınlık için, Cenâb-ı Hakk’ın her yerde hazır ve nâzır olan kudretini, herhangi bir eşyanın bir noktasından seyredebilmektir. Bunu da Allah’a yaklaştığınız zaman seyretmek, sezmek zorundasınız. Bu büyük marifeti öğretiyordu Hz. Şems.

Nitekim Hz. Mevlâna üniversiteye gidemediği bir sırada misafirleri onu ziyarete geldi. Misafirleriyle birlikteyken bir konu açıldı. Bir hadis üzerine tartışmaya başladılar. Biri bu hadis şunu ifade eder, diğeri ben bu hadisin şu kitaptaki şu cümlesine inanırım derken, Hz. Mevlâna’ya, “Üstad sen ne buyurursun? Sen hadisin üstadısın” dediler. Mevlâna duraldı, cevap veremeyecek bir pozisyonda idi. Acaba bu cümlenin hangisi doğru diye düşünürken, gayri ihtiyari Şems’e baktı. Hz. Şems diz çökmüş oturuyordu.

sems-001.jpg

“Bana ne bakıyorsun, kendisine sor” dedi. Bir anda Asr-ı Saadet açıldı. Ve orada Hz. Muhammed (SAV) Efendimizi hadisi söylerken seyretti. Sonra doğrusu budur dedi, işte Hz. Şems böyle bir dünyanın eğitimini yaptırıyordu.

Hz. Şems’ten birkaç yıl sonra Mevlâna’ya neden kendini bu kadar parçalıyorsun, sen Şems’ten önce de şüphesiz dört dörtlük bir mümin idin. Şems’den ne öğrendin ki böyle perişansın, şu haline bak dediler.

Evet, dediklerinizin hepsi doğru, ama ben Şems’e rastlamadan önce üşüdüğüm zaman ısınıyordum, ama Şems’ten sonra artık ısınamıyorum. Çünkü Şems bana bir şey öğretti “Yeryüzünde bir tek mümin üşüyorsa, ısınma hakkına sahip değilsin”. “Ben de biliyorum ki yeryüzünde üşüyen müminler var, artık ben ısınamıyorum. Eskiden açken çorba içsem doyardım ama şimdi hiçbir şey bana besin hazzı vermiyor. Çünkü biliyorum ki açlar var. Bu öğrettiği şeyler Hz. Muhammed (SAV) Efendimizin ahlakının ta kendisidir.

Efendimizin en hikmetli taraflarından birisi de bütün insanların ızdırabını çekmesidir. Her üşüyen insanın, her aç insanın, her darda kalan insanın ızdırabını çekmesidir. Allah, İnşirah Suresi’nde Efendimize hitap ederken diyor ki;  “Habibim (Sevgilim) ne kadar yük yüklendin, senin omurganın çatırtısını hissediyorum." Bu maddi çatırtı anlamında değil, mânevi anlamdadır. İşte bu Fahr-i Kâinat Efendimizin sırrıdır. Şems’in Mevlâna’ya öğrettiği bu sırdır.

“Sen ölmeden diriliği bulamazsın". O dirilik nedir? Ahlâk-ı Muhammedi’dir. Maneviyâta inananlara, gönül gözüyle görebilenlere selâm olsun.

Bu yazı toplam 6075 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Türkiye Ajansı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 205 33 59 - 0 332 233 55 53 Faks : +90 332 233 55 53