• BIST 1.471
  • Altın 411,546
  • Dolar 7,4053
  • Euro 8,9823
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 17 °C
  • Bursa 14 °C
  • Antalya 17 °C
  • Konya 10 °C

Histrionik Kişilik Bozukluğu (Dikkat Çekme Hastalığı)

Büşra BAKIRCI busrabkrc612895@gmail.com

Hiç bir ortamda özellikle dikkat çekmek istediniz mi? Şöyle tüm gözlerin üzerinizde olduğunu, sanki tüm ışıkların sizin için yandığını düşündünüz mü?

En azından birini yaptı iseniz ya da yapmaya devam ediyorsanız ekrana biraz daha yaklaşın ve ardı sıra devam eden satırları daha bir dikkatli okuyun.

Histrionik; kimlik duyguları zayıf bireylerin, ortamın beklentilerine göre kendisini şekillendirmesi sonucu oluşan psikolojik bir sorundur. Kafanızı şöyle “sağımda, solumda ne var?” diyerek kaldırırsanız, eminim ki üç beş tane histrionik birey ile karşılaşabilirsiniz. Erken erişkinlikte başlayan histrionik bireyi baktığınızda tanımanız iyi bir gözlem ile çok kolay.

histrionik.jpgÇünkü histrionik bireyler hemen her koşulda kendisini belli eden kişilerdir. Sizlere küçük ama etkili ipuçları vereceğim; Histrionik bireyler ilgi odağı olmadıkları zaman rahatsız olurlar ve bu beden dillerine yansır. Başkaları ile olan iletişimlerinde kendilerini birer obje olarak gördüklerinden; cinsel anlamda ayartıcı, kışkırtıcı ve baştan çıkartıcı davranışlar sergilerler. Amaçları karşı tarafı etkilemek olduğundan ayrıntıya dikkat etmeksizin yarı Türkçe yarı yabancı aksan ile konuşma eyleminde bulunurlar. Bireylerin ikili ilişkilerine baktığınızda tüm kontrol ve dikkatin kendisinde olmasını istemesi daha çok cinselliğe bağlanır. Konuşarak iletişime geçmek yerine cinselliği kullanarak hakimiyet kurmak isterler. Özellikle savunma mekanizmaları ve inkar etme yetenekleri fazlasıyla gelişmiştir. Süslü kelime sanatına fazlasıyla hakimdirler. Bu histrionik bozukluk dediğimiz halk ağzı ile “dikkat çekme hastalığı” elbette hep aynı şekilde görünmüyor. Tıp bunu 6 ayrı başlık altında inceliyor. Bakacak olursak;

 **Teatral histrionikler,  girmiş oldukları toplu alanda beklentiye göre şekil alırlar. Kadınların giyim ve takılarıyla öne çıkmaya çalıştıkları, erkeklerin ise gelişmiş vücut ile ilgi odağı olmak istedikleri gözlemlenmiştir. Özellikle erkek bireylerin sırf dikkat çekmek adına vücut geliştirme dersleri alıp bu alanda spor yaptıkları ileri sürülmüştür. 

 **Çocuksu histrionikler, göz temasını ve bakışını tıpkı küçük bir çocuk gibi kullanırlar. Olabildiğince masum görünmeye çalışırlar ve şirinlik için şımarık hareket sergilerler. Duyguları ise olduğundan daha da yoğun gelişir.

 **Canlı-neşeli histrionikler, insanlarla çok kısa sürece arkadaş olup, iletişim kurarlar. Dıştan bilmeyen insan “ne kadar da arkadaş canlısı” ifadesini kullanır. Davranışları dürtüseldir ve asla sebep-sonuç ilişkisi kurmazlar. 

 **Yatıştırıcı histrionikler, başka insanların güvenini kazanmak için sürekli iyilik yaparlar. Toplumda “iyilik perisi” olarak karşımıza çıkan bir çok insanda görebileceğimiz bir belirti.

 **Çalkantılı histrionikler, duygu kontrolü sağlayamayan bireylerdir. Ağlarken gülebilir, gülerken ağlayabilirler.

**Samimi olmayan histrionikler, bu bireyleri tahmin etmeniz güç olmasa gerek. Nerede samimiyetsiz, laşka bir birey görürseniz aklınıza ilk histrionik olma ihtimali gelecektir.

kisilik_bozuklugu.jpg

Elbette her hastalığın bir oluşum evresi olduğu gibi histrioniğin de bir oluşum evresi var. 

Bildiğimiz üzere, eğitim, terbiye, ahlak, insanlığın temeli ailede oluşmakta. Ebeveynler ile kurulan iletişimin kopuklaşması yalnızca zararlı bireyler oluşturmaz. Aynı zamanda zararlı psikolojik hastalıkların da yapı taşı haline gelir. 

Bu bozukluğun temel sebebi ne yazık ki annedir. Neden annedir baba değildir? Çünkü bebek doğduktan hemen sonra yaşamlar ihtiyaçlarını her anlamda anneden karşılar. Baba burada pasif bir ebeveyndir. Sorunun temelini anne oluşturur. Bunu öne süren iki sebep vardır ki ilki şudur;

 *Birey bebekliğinde anneye derdini aktarabilmek ve ilgi odağı olabilmek adına abartı davranışlar sergiler. Çok sakin iken birden boğulurcasına ağlamak, huysuzlanmak gibi. Bebeğin davranışlarındaki kontrolü sağlayamayan anne, farkında olmadan bir psikolojik rahatsızlığa imza atar. Kendini bu kalıba sığdıran bebek, duygu ve isteklerini aktarabilecek başka bir kanal bilmediğinden abartı davranış sergilemeye devam eder.

Peki, bu durumu cinsiyet olarak ele alacak olursak; annesinden beklediği ilgiyi alamayan kız çocuğu, kurtarıcı ebeveyn olarak babaya yönelir. Gelişim evresinde babadan gördüğü ilgiyi, sevgiyi, desteği, hatta ve hatta yakınlığı, ergenlik döneminden sonra babadan alamayacağı için, dış dünyaya yönelip başka erkeklerde kullanmak isteyecektir.

Erkek çocuklarının bu süreçteki kurtarıcısı onlara göre, annedir. Bebekliğinde, odadan bir başka odaya geçiş sağlayan annesinin gittiğini düşünen erkek çocuğu; bilinçaltında daha erkeksi daha korumacı dürtüler geliştirir. Giderse kaybedecekmiş hissine kapılır. Bu durum tam tersi de olabilir. Erkek çocuğu evdeki otoriteyi annenin sağladığını düşünerek babayı dışlar ve daha kadınsı hareketler sergiler. İleriki yaşlarında ikili ilişkilerinde partnerinden anne şefkati bekler.

Histrionik, bireylerin bu şekilde yetişmesiyle kalmayıp farklı psikolojik sorunları da beraberinde getirir. Geçmiş yazılarımda ele almıştım, hatırlayacak olursak; narsist kişilik bozukluğu ile beraber depresyonu, anksiyete bozukluğu ile bipolar bozukluğunu ortaya çıkartır.

Her hastalık için elbette bir tedavi kapısı var. Böyle bir hastalığın tedavisinde uzmanlar psikanalitik- psikodinamik yöntemlerle birlikte, bilişsel tedaviyi de beraberinde kullanarak ilaçsız bir tedavi gerçekleştirmeye çalışırlar. İlaca, ancak ek bir psikolojik bozukluk oluştuğunda başvururlar.

Ama asıl tedavi burada ebeveynlerde başlıyor. Hani bu her ağladığında çocuğun istediğini yapan bir kitle var, “aman ağladı, susmaz şimdi mecbur dediği olacak” şeklinde ifade kullanan kesimi kastediyorum.

Ağladı, sussun biran önce diye yaptığınız her yanlış atılım psikolojisinin bozulması için ruhsal dengesinden bir tuğla çekmeye benzer. İletişimi ne kadar sağlıklı kurarsanız dengedeki tuğlalar da o kadar sağlam olur.

“Tek çocuk ona yapamayacağım da kime yapacağım” asla demeyin. Zorluk görmeden sıkıntısı dahi olmayan sağlıklı bir birey yetiştirdiğini düşünüyorsunuz ama yanılıyorsunuz. Zorluk görmeyen her birey ileri yaşlarında zora düşmemek için farklı yollara, tuhaf davranışlara başvuracaktır. Onlar ile ilgilenirken bir şeyler öğretirken, ruhsal dengesinden tuğla çekmeyin. Çekmeyin ki en ufak problemde psikolojileri zedelenmesin.

Sağlıklı ve güçlü iletişiminiz, bununla birlikte kurmuş olduğunuz güçlü bağlar onların ruhsal binasında çelikten tuğla olur…

Bunu oluşturmak yalnızca sizin elinizde…

Esen kalın. cicek-001.jpg

Bu yazı toplam 932 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Türkiye Ajansı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 205 33 59 - 0 332 233 55 53 Faks : +90 332 233 55 53