• BIST 1.110
  • Altın 503,033
  • Dolar 8,3246
  • Euro 9,7248
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 20 °C
  • Bursa 18 °C
  • Antalya 22 °C
  • Konya 17 °C

Glossofobi (Topluluk Önünde Konuşmaktan Korkma)

Büşra BAKIRCI busrabkrc612895@gmail.com

Konuşmanın insan üzerindeki rahatlatıcı etkisini bilirsiniz. Konuşma eylemini konuşma yöntemleri ile gerçekleştirirken, içimizde kopan birçok şeyi bu yöntem ile kalpten dile, dilden sözcüklere döküp karşı kanallara sunduğumuz hemen her şeyin bizden çıkıp bir araç haline dönüşünü izleriz. Bu bizi rahatlatır, rahatlattığı gibi tüm benliğimizde bir gevşeme hissederiz.
İyi ve etkili kullanılan bir dil kadar hitap etme şeklimiz, hitap ettiğimiz ortam da en az bunun kadar önemli. Önemli çünkü insanın kendini ifade edebilmesi kişiyi, ruh halini hatta ve hatta karakterini yansıttığından bulunduğu ortamda kendisi rahat, günlük hayatta ise herhangi bir konuşmayı rahatlıkla yapabiliyormuş hissine kapılmalı, o doğrultuda sunum veyahut konuşma yapabilmeli.
Gel görün ki bazı kişiler birebir iletişimi kusursuz bir şekilde sağlarken, topluluk önünde olduğundan başka bir insana dönüşüp ifade ve hitap etme de ciddi sorunlar yaşıyorlar. Buna devrik cümle kurma, kekeleme, konu ve cümle kopukluğu da ekleniyor. Sonrasında ne mi oluyor? Yapılacak konuşma ile sunumda veyahut hitapta korkunç bir şekilde dengesizlik oluştuğundan sonlandırılmak zorunda kalınıyor.

glossophobie.jpg

Hepimiz haber izliyoruz, sunumlar dinliyor, seminerlere katılıyoruz. Düşünün ki bir seminerdesiniz, salon da bir o kadar kalabalık ve bir konuşmacı. Konusu da öyle güzel ki, mükemmel bir çıkış bekliyorsunuz. Heyecanlı, belli ki ilk sunumu diyorsunuz içten içe. Sonra bir bakıyorsunuz aman Allah’ım, dinlemekte olduğunuz zat- ı muhteremin toparlanamayan cümleleri, titreyen sesi ve buna eklenen kekelemesi “eee” şeklinde konuşmayı bölmesi sizi hayal kırıklığına uğratıyor. Oflaya puflaya dinlemek zorunda kalıyorsunuz konuşmayı. Bir şekilde konuşmacı konuşmayı bitiriyor ve sunumla alakalı sorular sormak için mecburi yanına gidiyorsunuz. Ama baktınız o da ne?
Sorular karşısında yeterli ve net bir şekilde aldığınız cevaplar sizde küçük bir travma oluşturuyor. O kekeme adam gitmiş yerine duru bir konuşmacı gelmiş.
Pekala sahnedeki konuşmacı ile sahne sonunda konuşmacı arasındaki fark neydi?
Nerde eksiklik nerde fazlalık vardı?
Fark; Toplumdu.
Topluma hitapta yaşanılan sorun bireye hitapta normal bir şekilde sağlanmış oldu.
Pekâlâ, konuşmacı neden böyle bir davranış sergiledi? Problem konuşmanın neresindeydi? Sahneyi mi beğenmemişti yoksa hitap ettiği toplumu mu? Cevabı her ikisi de değil aslında. Cevabın apaçık hali konuşmacının bizzat kendisi.
Sorunu: “Topluluk Önünde Konuşmaktan Korkma”
Sebeb: “Hata yapma, alay edilme, kariyer bozukluğu”
Neden topluluk önünde konuşmaktan korkar bireyler? Sonuçta dinleyici insan yemiyor ya.
Sorduğum soruya sizler okurken cevap veriyorsunuz biliyorum, ben de buradan açıklayayım o halde;
Birey konuşmaktan değil, konuşurken hata yapmaktan korkuyor aslında. Anlatacağı konuyu saptırmaktan, hitap edeceği şekli unutmaktan korkuyor. En ufak bir hata sonucu o kalabalık ortamda çaresiz bir hale düşüp alay konusu olmaktan çekiniyor bir bakıma. Bunun temelinde yatan sorun ise; özgüven eksikliği ve dikkat sorunu. Bireyin hata yapmaya olan inancı, yapacağı düzgün konuşmanın önüne geçerek bir nevi elini kolunu bağlar bile getirip, eteklerini tutuşturuyor. Oysaki inançlı ve dik duruş sergileyen bir karakter olsa ve özgüvenini hafif hafif ateşlese belki de beklediğinden daha da güzel bir konuşma gerçekleştirip kendisini bir o kadar güzel ifade edebilecek.
Tek sorun konuşmacı mı peki? Tabiki de hayır. Çünkü heyecandan hata yapmasını destekleyecek zihniyetler olduğunun bilincinde aslında konuşmacı. Bir hata yapsa “hahahaha” patlayacak biliyor…
Ne yapalı bu korkuyu yenmek için, nasıl ve ne şekil davranmalı?
İlk önce derin bir nefes alıp kendimize güveniyoruz. Konuşmanın vereceği rahatlığı kendimiz iliklerimize kadar hissetmeliyiz ki dinleyici de aynı rahatlığı sezimlesin.
Sahneye çıktığınızda topluma bir göz gezdirip bir iki dakika kendinizi oraya aitmiş gibi hissetmeye çalıştığınızda yavaş yavaş vücudunuzdaki gerilmenin azaldığını, rahatlamanın arttığını hissedeceksiniz, emin olun.

glossophobia_.pngHata yapmaktan korkmayın, yaparsanız yaptığınız hataya insanlardan önce siz gülün, hata yapabileceğinizi de kabullenin ve bununla yüzleşin. Siz kendiniz ile barışık olduğunuzu kanıtlarsanız, insanların “Her insan hata yapabilir” konuşmaya devam edin şekline bürünen yüz ifadeleri ile karışılacaksınız, daha da bir coşku ile konuşmayı sonlandıracaksınız.
Konuşmanın, konuşarak insanları rahatlatmanın doyumuna vardığınız an kulaklarınızda o gümbür gümbür coşkulu alkışları alacağınızdan hiç şüpheniz olmasın.
Unutmayın konuşmak, rahatlamanın en etkili yoludur, rahatlatmanın da…
Konuşursak çözeriz, çözülür her şey.
Korkarsak yeniliriz…
Konuşun, korkusuzca konuşun…
Bugün imkân varken; sesiniz varken konuşun…

 
 
Bu yazı toplam 6141 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Türkiye Ajansı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 205 33 59 - 0 332 233 55 53 Faks : +90 332 233 55 53