• BIST 1.455,420
  • Altın 546,80
  • Dolar 9,4200
  • Euro 10,9550
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 12 °C
  • Bursa 10 °C
  • Konya 6 °C
  • Antalya 14 °C

Ebeveynlerin kaderi çocuklar üzerinde döngü müdür?

Büşra BAKIRCI busrabkrc612895@gmail.com

Kusursuz sandığımız dünyanın kusurları ile mücadele etmeye başladığımızda mı büyürüz yoksa mücadelesini verdiğimiz kusurların kaderimiz olduğunu anladığımızda mı?
Bir şekilde büyüyoruz işte ne önemi var diyenlerden misiniz?
Büyüdük bizden geçti diyenlerden mi?
Büyüdük, büyüdünüz, büyüdüler. Öyle kalacak da değildik hani, ama nasıl ve ne şekil büyüdük?
Herkes ister ki mükemmele yakın hayatlar yaşayalım, uyandığımızda sofrada kuş sütü yok diye kavga edelim ya da istediğimiz ürünün bedeni mağazada kalmadı diye ortalığı birbirine katalım.
Biraz saralım şöyle zamanı, en başa dönelim, nasıl bir evde nasıl bir anne baba ile büyüdük? Anne-babanız nasıl bir ortamda ne şekilde büyüdü?
Mutluluk bulaşıcıdır; peki ya kader???

ebeveyn-001.jpg

Çok can alıcı bir soru sordum hadi biraz üzerinde düşünün. Dünya klasiğidir, bilen bilmeyen herkes mutluluğun bulaşıcı olduğuna inanır, öyle değilse bile bulaştırmaya çalışır. Bulaşıcı etkisine olan inanç mı mutluluğu bu kadar güçlü kılar? Ya da mutluluk gerçekten bu kadar güçlü mü?
Peki ya kader? Kader bulaşıcı mıdır? Bir başınızı kaldırıp çevrenize bir bakın; iki tip aile aramanızı isteyeceğim. Gözünüze ilk önce çocukları ile mükemmel bağlar kuran mutluluk fışkıran bir aile kestirmenizi istiyorum. Gözünüze kestireceğiniz bir diğer  aileyi bulmak zor olmasa gerek ki, onlar hemen her koşulda kendilerini belli ediyorlar. Kavga gürültünün gırla olduğu hatta çocukların çocuk sayılmadığı fikri önemsenmediği bir aileye bakın. Herkes sahip olduğu şeyi yaymakla meşgul. Mutlu olan insanlar mutluluğu, mutsuz insanlar da mutsuzluğu bulaştırmaya çalışıyor çevresinde. Pekala bunun kaderle bağlantısı nedir? Geçimsiz bir aile düşünün. Anne baba arası saygı neredeyse hiç yok. Sevgi törpülenmiş, mecburiyetlerden ötürü devam eder hale gelmiş birliktelikleri. Yetmiyormuş gibi sorumluluk bilinci olmadan ebeveyn olmuşlar. Lakin çocuklarına da gerekli ilgi alakayı gösterememişler. Bir hor görme, sevgisizlik, saygısızlık, almış başını gitmiş. Anne karnında başlayan psikolojik eğitim, büyüyen çocukların bilinçaltına yerleşerek, kaygılı, kendine güvenmeyen biri olmalarına yol  açmış. Kendilerini bir yere layık görmeyip, sürekli pasif bireyler olmalarına yol açmış. Kastettiğim bulaşıcı kader burada devreye giriyor. Geçimsiz ailenin geçimsiz ve memnuniyetsiz bireyleri zaman içerisinde ebeveyn olduklarında bunu gen aktarımı gibi çocuklarına aktarırlar. Hani bu halk ağzında “eski kafalı” denilen zihinler vardır. Onlara göre tutum ve davranışlar “biz sevgi mi gördük, biz babamıza anamıza bizi sev bize şunu al bunu al diyemezdik, korkardık” zihniyeti ile ilerlediği için çocuklarına da kendi gördüklerini birebir yansıtırlar. Yok artık der gibisiniz, ama var artık. Hala da var. Belki içimizden belki çevremizden, sağımızdan solumuzdan herhangi biri, tam da bu şekilde çıkıyor.

aile_ebeveyn.jpgNe acı değil mi? Kötü bir kaderin döngü haline gelebilmesi. Çok sevdiğim bir yakınım hep şunu der ne de güzel der:
“Çocuklarınızın kaderi hakkında yaşantıları hakkında, asla onlara kızmayın. Öyle ki kızmış olduğunuz kader ve davranışlar onların eseri değil, sizin yetişme çağında edindiğiniz şartlandığınız ve de yaptığınız hataların, ağzınızdan çıkan doğru sandığınız sözcüklerin eseridir”…
O kadar haklı ki, şu sözü çerçeveletip görüp görebileceğimiz her yere asmak istiyor insan. Nasıl bu hale gelebiliyoruz? Rızasız böyle bir duruma böyle bir hayat sürüklenmiş olsak bile bunu nasıl sürdürebiliyoruz? Neden gelişi güzel bir şey zannediyoruz şu anne-baba olma işini. Ebeveyn olmak da ne var deniliyor, öyle çok rastlıyorum ki şu soruya. Ebeveyn olmak da çok şey var. Dönüp arkanıza şöyle bir çocuklarınıza bulunduğunuz ortama bir bakın. Güzel bir hayat yaşamak varken, gelecek de güzel anılmak var iken, korkarak titreyerek hatırlanmak ne kadar korkunç hiç düşündünüz mü? Korkarak hatırladığınız ebeveynleriniz vardır, adlarını bile belki korkarak söyleyenler var içimizde. Gözünüzü bir an kapatıp sizden korkan çocuklar düşünün. Öyle korkunç öyle ürpertici ki, yapmayın. Varsın çok şeyiniz olmasın. Aman kuş sütü de olmasın sofranızda. Ne biliyim, istediğiniz çay bardağında bugün çay içmeyin ama bugün elinizdeki bardakta aynı sofrada ailenizle kahkahalar atarak yudumlayın çayınızı. Bacanız tütsün, ocakta çayınız kaynasın, aşınız hep tencerede olsun. Bugün varsın yemek masanız yetersiz gelsin, sandalye eksik kalsın. Açın sofrayı yere, mutluluğu bir aştan kaşıklayın. Birbirinizi güzel hatırlayın. Bir gün herkes gibi “Artık yaş Kemal”e erdi” dediğinizde sağınızda solunuzda sevdikleriniz olsun, kenet olun.
Kenetlenmekten korkmayın. Bugün kime “seni seviyorum” demek için geç kaldığınızı düşünüyorsanız, bir koşun sarılın ve fısıldayın…
Bizi sevgi kurtaracak, sevgiyle kalın.

Bu yazı toplam 395 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Türkiye Ajansı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 205 33 59 - 0 332 233 55 53 Faks : +90 332 233 55 53