• BIST 1.401
  • Altın 452,157
  • Dolar 8,0849
  • Euro 9,6737
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 21 °C
  • Bursa 23 °C
  • Antalya 19 °C
  • Konya 18 °C

Çocukların Sessiz Çığlığı

Büşra BAKIRCI busrabkrc612895@gmail.com

Susmak. Kime göre neye göre susmak? Peki ya susturulmak, susmak zorunda kalmak. Kim için ne için ses çıkaramamak? Hadi gelin şöyle ebeveynler bir adım önden buyursun, bastırılmış seslerden, sesi çıkmayan çığlıklardan, doğru sandığınız yanlışlardan, bunun sonucu kaybedilen canlardan, dengesi bozulan psikolojiden bahsedelim;

Neydi ebeveyn olurken hayal ettiğiniz, kurduğunuz kusurlu ama kusursuz cümle “ideal anne-baba.” Ne yapılır ne edilir de ideal olunur, o unvan hak kazanılır? Biliyorum, biliyoruz. Hemen hepimizin hayalidir anne baba olmak. Bunu layığı ile yapmak, topluma saygın bir birey kazandırmak. Hiç şüphesiz aksini dileyen yoktur. Buraya kadar her şey normal. Profil olarak doğru ebeveyn olunabiliyor belki, ya zihniyet olarak ne kadar idealiz? İçgüdüsel olarak koruma-kollara dürtülerimizin yoğunluğu ile çocuğumuza toz konmasın isteriz. Hayatı üzerinde hayaller kurar, imkân dâhilinde bir eli yağda bir eli balda olsun isteriz. Kimse zarar vermesin, pişman olacağı şekilde yetişmesin diye çabalarken aslında bir şeyi hep göz ardı ederiz. Anlatmadığımız kötülüklerden kendisini korusun kollasın diye çabalarız, bilmediği konular hakkında güçlü olsun hem de fikri olsun diye kendi bünyemizde bir profil oluştururuz. Göz ardı süreciniz tam da burada başlıyor aslında.

korku-004.jpg

Daha önceden pedofili hakkında yazı yayınlamıştım, takip edenler bilir. Lakin bu kez yazmak paylaşmak istediğim pedofilinin temelinde ailenin çocuğa bu konuda bilgi aktarımı sağlamaması. Nasıl yani, neyi nasıl aktaracağız diyorsunuz. Birçok ebeveynin kabul etmekte zorlandığı bir gerçek var. “O çocuk, öyle şeyler ayıp bilmemeli” diye bir şey YOK. Öncelikle burada uzlaşalım. Nasıl ki çocuk yetiştirirken, “sobaya elini değersen yanarsın, pencereden aşağıya sarkarsan düşersin, yalan söylersen insanlar seni sevmez, doğru söylersen güven uyandırırsın” gibi öğretici yaklaşımlarda bulunup konuşabiliyorsanız; “Taciz ve istismar” bilgisini de çok güzel aşılayabilirsiniz. Bu nasıl ve ne şekil olmalıdır? Biliyorsunuz ki fıtrat gereği insanoğlu öğrenmeye aç ve meraklıdır. Uzuvlarını yeni keşfeden bebek düşünün, ona burnunun yüzünün neresinde olduğunu anlatır ve gösterirseniz “burnun nerede” diye sorduğunuzda eli otomatik olarak burnuna gidecektir. Eminim birçok ebeveyn yetiştirme sürecinde bunu yaptılar. Uzuv tanıma küçük yaşlarda verilen bir eğitim. Pekâlâ, akıl baliğ olduktan sonra “taciz ve istismar” nasıl anlatılır? İçinde bulunduğumuz süreçte bunu aşılamak daha kolay öyle ki gündemimizden hiç düşmeyen bir konu. Bunu çocuklarınıza anlatırken hiç utanmadan ona mahrem organlarını rahat bir şekilde öğretmelisiniz.

Kız çocukları ile anneler, erkek çocukları ile babalar konuşarak, “bak kızım – oğlum; bu uzvun senin bir parçan, aynı zamanda sırrın ve bu sırrı yalnızca sen bilmelisin. Dışarıda tanımadığımız kötü insanlar sırrını öğrenmek isteyebilirler ve sen sırrını gizli tutmalısın. Sırrını öğrenmek için sana yaklaşan saldırganlardan kendini korumalısın, koruyamadığın noktada yardım istemeli ve korkmadan anne - babanla paylaşmalısın” gibi minik bir konuşma ile giriş yapabilirsiniz. Öyle ki uzuvlarını bilmeyen çocuk, uğrayacağı tehdit ve saldırıyı algılayamayacağı için sessiz kalmaya yönelecek, kendince haklı olarak.

cocuk-007.jpg

Baktığım izlediğim birçok psikoloji kanallarında ve okuduğum haberlerde mağdurun veyahut mağdur ailesinin yaptığı tek açıklama şu; “korkmuş, korktuğu için susmuş, annem babam üzülür bana kızar diye korktum ve sustum!”

İzlediğimiz, sevdiğimiz birçok tanınmış kişilerin de başına gelen, hatta yıllar sonra itiraf edebildikleri bir durum.

Tesadüfen konuşmalarına rastladığım bir kaç ebeveynden de şöyle korkunç cümleler duydum;  “Eee Allah akıl vermiş canım ben bir noktaya kadar öğretirim sonra kendi öğrensin, küçükken de organlarını anlatmak, kadın - erkek farkını da söylemek neymiş, kafasını karıştırmayın çocukların”

Bu nasıl bir zihniyet? Yahu parçan olan çocuktan sen doğduğu günden beri sorumlusun, iyiyi kötüyü en ince ayrıntısına kadar anlatıp öğretmek zorundasın. Adım atmayı öğretmelisin ki düştüğünde kalkıp tekrardan adım atabilsin, yola çıkabilsin. Sen bir ebeveyn olarak gerekli eğitimi verme, sonra başına bir şey gelince “korusaydı kendisini” de.

Kendisini neyden ne şekil ve nasıl koruması gerektiğini öğretmemişsin ki, çocuk bir şeyler yapabilsin. Apalamayı bilmeyen çocuğa koş diyorsunuz. Siz apalamak ne demek ve nasıl yapılır anlatmadan göstermeden çocuk nasıl koşsun? Bu işin öğretmeyen ebeveynler kısmı. Peki ya çocuğa korkuyu aşılayan ebeveynlere ne demeli. Kurdukları iletişim desen hır, gür. Konuşma üslup desen yok, kavga patırtı gırla. Ağzını açsa çocuğa “höh mööh” diyen bir anne bir baba. Böyle birlik olmayan aile çerçevesinde çocuk bu kez başına bir şey gelse, ne geldiğinin bilincinde olsa bile; ne olduğunu, neye uğradığını nasıl anlatsın?

Yıllar sonra belli başlı kanallarda ve psikolog yardımı ile konuşan bireyler ne diyorlar “korktum, annem babam duyar da beni döver okuldan alır, kendini korumadın sahip çıkamadın namusuna der diye korktum ve sustum ama yapmamalıymışım” diyorlar. Bir şey bildiğimi sanıyoruz ama hiç bir şey bilmiyoruz. Ağzı dili olan çocuklarımızı  baskı ve cehalet ile susturarak LAL yapıyoruz. Çocuğumuzu kendimiz korkutuyor, korkak bir birey yetiştirip kendi elimizle KURTLAR SOFRASI”na sunuyoruz. Sonra da  o sofradan sağ salim çıkmasını bekliyoruz! Evet burası bir KURTLAR SOFRASI ve çocuklarınız koyun- kuzu değil. Onları böylesine kirli dünyada kendi ellerinizle yem yapmayın...

Bırakın avazı çıktıkları kadar bağırsınlar, onlara çok güzel bağırmayı öğretin. Yankılanacak kadar çok bağırsınlar. Bağırırlarsa bir ihtimal var; susarlarsa ihtimal kelimesi bile yok. Kalkın tutun çocuğunuzun kolundan “bugün karşılaşacağımız olası kötülüklere karşı nasıl bağırmalıyız onu öğreneceğiz” deyip beraber sesiniz kısılana kadar bağırın, bırakın kısılsın o ses. Ses tükenene kadar kendisini duyurabilmeyi öğrensin. Bırakın sesi çıksın, sesi dönüşmesin sessiz bir çığlığa...

Bu yazı toplam 4386 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Türkiye Ajansı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 205 33 59 - 0 332 233 55 53 Faks : +90 332 233 55 53