• BIST 1.108
  • Altın 503,026
  • Dolar 8,3246
  • Euro 9,7232
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 20 °C
  • Bursa 18 °C
  • Antalya 22 °C
  • Konya 17 °C

Atelofobi (Mükemmel Olamamaktan Korkma)

Büşra BAKIRCI busrabkrc612895@gmail.com

Yaşadığımız toplumda, hemen hemen hepimiz kusursuz hayatlar olduğuna dair inançlara sahibiz. Kusursuz bir hayat, kusursuz bir ev, kusursuz bir araba, kusursuz bir fizik, kusursuz bir iş, kusursuz bir ilişki. 

Kusursuz kelimesinden sonra betimlenecek soyut ve somut kavramları istediğiniz kadar uzatabilirsiniz. Düşündükçe mükemmel olduğuna inandığınız veyahut mükemmel olmasını istediğiniz birçok kavramla birlikte, farklı yaşam tarzları gelecek aklınıza. Alenen bilinen ismi, “mükemmeliyetçilik”

Gelin önce mükemmeliyetçiliği konuşalım; Nedir mükemmeliyetçilik? Nasıl bir şey ki, mükemmel olamamaktan korkan bireylerin rakamsal artışını tıp dilinde bir hastalık adına dönüştürüyor? 

Mükemmeliyetçiliğin doğurduğu Atelofobi nedir, ne değildir bir bir bakalım.

Mükemmeliyetçilik; kişinin kendi hayatını belli bir çıtaya çıkartması ve o çıtadan düşmemek için sarf ettiği efordur. Nasıl yani diyorsunuz elbet. Olayın nasılı şu;

Toplum tarafından hayatında, kendisinde eleştirilecek, yargılanacak, beğenilmeyecek bir nokta bırakmama çabası. Eee insan böyle nasıl olabiliyor, var mı böyle bir şey diye sorgularınız artıyor haliyle. Okumaya soluksuz devam etmenizi istiyorum. Soruların cevapları ile karşılaşıp, “evet tam da bunu kastetmiştim” diyeceğinizden eminim. 

Bireyin hayatını enlerde yaşama arzusu; fikir olarak aynı zamanda da fiziki olarak ulaşılamayacak potansiyelde birey olma eğilimine iter. Bu tarz fikri olan birey asla hata yapmamalıdır. Her şeyin harika görünmesi gerektiğine inanarak istemdışı gelişen reaksiyonlarla psikolojik baskı altında bırakır.

mukemmeliyet.jpg

Birey Neden Mükemmel Olmak İster?

Gelişim sürecinde çevre ve ailenin değersiz hissettirmesi, sürekli aşağılama, azarlama hatta ve hatta “sen ne anlarsın” yaklaşımı farkında olmaksızın gelişim çağındaki bireyin bilinçaltına yerleşir. Bireyin bilinçaltı, hangi yaş aralığı olursa olsun kendisini sürekli kanıtlama çabasına gereksinimi varmış gibi hissettirir. Yetersiz hisseden, kimliğinde yoksulluğu bilinç olarak barındıran birey, dış etken ve çevrenin hor görmesinden korkarak halk ağzı ile “pısırık” kimliğine bürünmekten hep kaçar. Çünkü bu zihniyete sahip birey için öncelik “el âlem ne der” anlayışıdır.

Atelofobiye gelince; mükemmeliyetçiliğin ne olduğunu anladığınızı varsayarak konuşuyorum, kusursuz olmanın “olamama” korkusudur.

Birey önce bedenen kusursuz olmaya yönelir. Kadın - erkek fark etmeksizin bireyler kusursuzluk arayışına girer. Öncelikle ayna karşısında bedenini eleştirir. Düzgün uzuvlara sahip olmuş olsa bile daha detay bir görünüm için işin boyutunu estetiğin her dalına ulaştırır. Bedenini atelofobi dürtüleri saran bireyde hep bir yetersizlik hissi yetememe algısı oluşacaktır. Zaman zaman kendisini tatmin edemediğini anlayacak ve bunu hep normal karşılayacaktır.

Ne zaman bedeni ile tatmin olur, farklılık boyutuna ulaştırır o zaman fikirlerine savaş açar, sırf mükemmel olup benimsenebilmek adına.

Böyle bir kişi ne yapar?

Çizgisi dışında kalacak hareket ve davranışlara daha fazla eğilim gösterir, başkaları tarafından dikkat çekmek için aynı fikir bütünlüğü sağlamak için “evet, kesinlikle ben de aynısını düşünüyorum” der düşünmese bile.

Sanki fikrini söylese ona, “sen neden böyle düşündün, sebep?” şeklinde hesap sorulacakmış gibi reaksiyonlara girer.

fobi-001.jpg 

Ne acı, kişiliğinden ödün vermek.

Ne acı, başkaları ne der diye hayatını yaşayamamak.

Ne acı, bir duruşa sahip olamamak.

 Ne olur böyle işin boyutu nereye gider? Mükemmel olmak adına, silik vasıfsız bir hayat yaşamak kadar acı verici bir şey olabilir mi? Unutmaz mı insan, insanlığını?  Üç günlük dünyada heba olmaz mı bugünü yarını, yarınları?

Koskoca cihanda “kusur” diye bir kelime varken nasıl beklenir “kusursuz” bir hayat, kusursuz bir kişilik?

Özünde kalmalı insan, yanlış mıyım?

Öz olmalı, kendisini olduğu gibi sevmeli, olduğu gibi kabullenmeli!

Az dinlemeli insanları, kim ne der diye düşünmemeli!

İnsan kendi  olmalı önce kendi için.

Sen, önce sen olmalısın aynadakini sevebilmek adına.

Ve sen, sende isen aradığın en güzel “kusursuzluğa” sahipsin…

Bu yazı toplam 5215 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Türkiye Ajansı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 205 33 59 - 0 332 233 55 53 Faks : +90 332 233 55 53