• BIST 1.408
  • Altın 461,090
  • Dolar 8,0625
  • Euro 9,6585
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 21 °C
  • Bursa 18 °C
  • Antalya 18 °C
  • Konya 16 °C

Alkali canlı iyonize su nedir?

Ecz. Hülya Özsümen TUĞYAN

Tüm yeşil yapraklı sebzeler, tüm sebzeler (çiğ), baklagiller ve tahılların filizleri, buğday arpa gibi bütün filizlendirilmiş çimler, deniz yosunları, greyfurt, limon, karpuz, avokado, yemeklik otlar, yeşil sebze suları, %75 tüketilmesi gereken alkali yiyeceklerdir. Balık dahil tüm etler, süt ve süt ürünleri, yumurta, beyaz şeker, ekmek, makarna, kimyasal katkı maddeleri ve yapay tatlandırıcılar, çikolata, şekerleme, ketçap, mayonez, şişe içindeki soslar, kafein, kahve, siyah çay ve tüm alkollü içkiler, hazır meyve suları yüksek asidik yiyeceklerdir %25 kullanılabilir. Pişmiş baklagiller ve tahıllar, işlenmiş soya ürünleri, patates, mısır, tam tahıl ekmeği, konserveler, tüm şişelenmiş sebze ve meyveler, tüm pişmiş yağlar, tüm sirke, bal, kuru meyve, sert kabuklu kuruyemişlerin tümü asidik yiyeceklerdir. Fosfor, klor, nitrojen,  sülfür de asidik minerallerdir. Alkali mineraller ise kalsiyum, magnezyum, potasyum, silikon, demir, manganezdir. Alkali beslenme vücut PH dengenizin hafif alkali değerde korunmasını sağlamakla beraber, tamamen yeterli değildir. Pozitif düşünce de yüzde 40 oranında etkin bir faktördür. Alkali beslenmeye geçmeseniz de, pişmiş işlem görmüş yiyecekler tüketseniz de, sigara alkol kullansanız da, sağlığınızı kazanmanızın ve korumanızın ve vücudun ph, yani asit alkali oranını dengede tutmanızın temel yapı taşı olan alkali su içmelisiniz. Alkali değeri yüksek olan su tek başına ilaçtır. Bugün Japonya’nın tamamında, Amerika’nın bir kısmında hastaneler, özel filtreler kanalı ile elde ettiği iyonize alkali suyu, hastalara ilaç olarak vermektedir.

alkali-su.jpg

Yapılan araştırmalar sonucunda hastalıkların dayandırıldığı 2 temel neden vardır.

1) Serbest radikallerin organ üzerindeki tahribatı     

2) Vücutta asiditenin artmasının ortaya çıkardığı negatif etkiler.

Başta diyabet, kanser ve pek çok hastalığın oluşmasında rol oynayan serbest radikaller, yani  (+) yüklü iyonlar nedir.

Serbest radikaller, bağışıklık sistemine saldıran moleküller olup, hücrelere hasar vererek oksidasyon sürecini başlatırlar. Serbest radikallerin oluşmasının nedeni, hücrelerimizde bulunan negatif iyonlarımızın, pozitif iyonları terk etmesi ve terkedilen (+) iyonun,(-) iyon bulmak için diğer hücrelere saldırması ve hücrelerin yapısını bozmasıdır.

Hücre yapılarının bozulması, asidik bir ortam sağlar ve bu asidik ortamda hücre yaşamak için kendisini deformasyona uğratarak kanserli hücre haline dönüştürür. Vücudumuza çeşitli yollardan aldığımız antioksidanlar, serbest radikalleri nötralize eder. Suyun arıtılması için kullanılan tüm yöntemler. Suyun yalnızca biyolojik kirliliklerden arınmasını sağlar. Ona doğal yapısını ve canlılığını geri kazandırmaz. Bu nedenle bu tür içme suları, vücutta biriken toksin ve asidik artıkları yok etmez.

Peki; içtiğimiz su nasıl olmalı?

1) Her türlü kir, pas, kötü kokudan temizlenmiş olmalı.

2) Flor, sülfit, fosfor gibi asidik minerallerden temizlenmeli.

3) Ağır metallerden (çinko, bakır, gümüş, civa gibi) temizlenmiş olmalı.

4) Alkali mineralleri barındırıyor olmalı. (Kalsiyum, potasyum, demir, manganez, sodyum) Böyle olunca alkali diyoruz.

5) Hafızalandırılmış, canlandırılmış su moleküllerine sahip olmalı. Yani kaynağından çıkmış, temiz, altıgen, çift kutuplu, membaa suyu gibi olmalı.

6) Bol oksijenli, vücudun tüm hücrelerine girebilecek kadar küçük moleküllü olmalı. Ölü değil, capcanlı bir su olmalı.

Bir bilim adamı diyor ki:

Su canlıdır ve hafızası vardır. Vücudumuzun üçte dördü sudur. Günde 2,5 - 3 litre su tüketmemiz gerektiğini artık hepimiz biliyoruz. Enerji kaynağımız olan suyu yeterince içmediğimizin birinci göstergesi idrarın koyu olmasıdır. İdrar koyu olduğu zaman bilin ki, vücudu zorluyor, vücudumuzda su eksik demektir. Sağlıksız oluşumuzun yüzde 90 nedeni doğru su içilmediği içindir. Japon alternatif Tıp Bilim Adamı Masaru Emoto kitabında suyun gizli mesajından bahsetmektedir                                                                                       

Alternatif tıp doktoru olan Emoto, su kristalleri fotoğraflarını, “suyun verdiği mesajlar” isimli iki kitabında yayınladı ve bu kitaplar tüm dünyada 400.000 sattı. Yapılan deneyler sonucunda çok temiz kaynaklardan gelen ve kendilerine sevgi dolu sözcükler söylenen su örneklerinin çok güzel, yoğun motifli, parlak ve simetrik desenler oluşturduğunu, buna karşın, çevre kirliliğinin çok olduğu bölgelerden gelen olumsuz düşünceye maruz kalan su örneklerinin koyu, eksik, asimetrik olduğunu ispatlamıştır.

Çağdaş bilimsel tıp tarihinde, daha yeni keşfedilen bir gerçek var. O da insan vücudundaki dejeneratif hastalıklar, doğal ve basit bir içecek olan suyla tedavi edilebilir ve önlenebilir olması diyor. Dr.Feridun Batmanghellid, uzun yıllar süren çalışmalar sonucu. Kısaca hasta olmak istemiyorsanız vücudunuzu susuz bırakmamalısınız diyor.

(Hasta değil, susuzsunuz adlı kitabında) obezitenin en önemli nedeni, önce yemek yemek, sonra su içmektir diyor Dr. Batmanghellid. Son günlerin modası alkali diyetle zayıflamanın sırrı, hücrelerin suya doymasında gizlidir.

1- Obezite

2- Kanda düşük yoğunluklu kolesterolün yüksekliği

3- Yüksek trigliserit

4- Arterlerle kolestrol birikimlerinin oluşumu

5- Koroner tromboz

6- Osteoporoz

7- Osteoartrit

8- Kalp yetmezliği

9- Tekrarlanan felçler

10- Genç yaşta diyabet

11- Alzheimer hastalığı

12- MS (multilp skleroz)

13- Lou Gehrig hastalığı olarak bilinen amiyortofik Lateral skleroz

14- Kas hastalığı

15- Parkinson hastalığı

16- Skleroderma (ender görünen bir otoimmün hastalığı)

17- Kanser

18- AIDS

Bütün bu sağlık sorunları, zaman içinde kronik dehidrasyon sonucu ortaya çıkar. Vücudu yavaş yavaş yıpratan susuzluk, bir süre sonra sık rastlanan ve tanımlanabilen belirtilerle kendini gösterir. Bu rahatsızlıklar (dehidratasyon = susuzluk) belirtileri tıp dünyasında 'bilinmeyen nedenlere bağlı hastalıklar' olarak tanımlanmıştır.

Vücudun asit, baz dengesine uygun içilmeyen PH' ı 7,4' ün altında olan asidik sular, pek çok hastalığa davetiye çıkarmaktadır. Vücudu temizlemesi, arındırması, canlandırması hayat vermesi gereken su, ASİDİK özellikte olduğu zaman, işlevini yerine getirememektedir. Özellikle su arıtma cihazları ile sular, çamur, mikrop, bakteri vs. arındırılır ve tüm mineral ve elementlerinden de ayrılmakta oksijensiz, asidik, cansız, ölü su haline gelmektedirler. Hatta çok kişiden duymuşsunuzdur, arıtma cihazı kullanıyorum hiç halim kalmadı diye.

Alkali canlı iyonize su cihazı ise asla bu nitelikte bir cihaz değildir. Yeraltındaki kaynak sular, hangi aşamadan geçiyorsa o aşamadan geçerek suyu alkali, canlı, iyonize yapmaktadır. Artık, böcek öldürücü ilaçlar, kimyasal gübrelerden dolayı yeraltında temiz kaynak suları kalmamıştır. Mutlaka çevresinde kimyasal ilaca maruz kalan alanlar bulunmakta ve onlardan etkilenmektedir.

Alkali canlı iyonize su cihazı,  dünyanın en kaliteli Amerika - Kanada ortak yapımı filtreleri ile su, önce toprak, çamur, tortu, klor, bakteri, mikroplardan arıtıldıktan sonra, suya mineral veren alkali filtrelerinden geçmekle suyu bol oksijenli yapmaktadır. Kaybettiği mineraller tekrar kendisine filtrelerle verilmekte, suyun molekül yapısını küçültüp vücudun tüm hücrelerine girecek adeta tüm vücudu besleyip, vücuttaki toksinleri atmaktadır. Arıtma cihazından çıkan suyun ölü olup enerji yaratamamasına karşılık Alkali, canlı, iyonize su canlıdır, bol oksijenlidir, enerji verir. Toksinleri vücuttan atarak organların bol oksijen almasını, dolayısıyla gençliği ve sağlığı beraberinde getirir. İçtiğimiz suyu kaliteli hale getirdik. Fakat burda eksik olan bir şey var.  O da nedir? Tuz

Tansiyon hastasıyım, kalbim var, obezim vs., Dr. bana tuzu yasakladı diyorsanız bizim bahsettiğimiz içinden tüm mineral ve elementleri alınmış. Al ve Ca tuzları ile parlak, nemsiz, bembeyaz görünmesi için rafine edilmiş son derece sağlığa zararlı Na ve Cl içeren hepimizin sofrasında olan piyasadaki tuzlardan bahsetmiyoruz. Bu tuzlar Alzhemierında başlıca nedenidir.

Gerçek, 250 - 300 milyon yıllık, hakiki Himalaya tuzlarından bahsediyoruz. İçinde 84 mineral 29 element içeren tamamen doğal, milyonlarca yıl ki evrenin tüm enerjisini içinde barındıran kristaller. Milyonlarca yıl önce kıtaların çökmesi sonucu altında kalan, okyanuslarda kristalleşmesiyle oluşan ve maruz kaldığı basınç sonucu vücudun en küçük hücrelerine kadar girebilen Pakistan'ın Kehra bölgesinden gelen insan sağlığına son derece faydalı bir tuz olan

Himalaya kristalleri.

4 yıldır raporlu tansiyon hastası olan 50 yaşındaki bir tanıdığım diyor ki: Hiç ilaç kullanmıyorum, sadece Himalaya tuzu ve suyu ile iyileştim. Kontrol edebilirsiniz diyor. Bazı kişiler kaya tuzu ve çarşı tuzunu Himalaya tuzu ile eşdeğer görmektedir. Hâlbuki Himalaya tuzunun çok küçük moleküler yapısı bu tuzlarda kullanılmamaktadır. Bazı tansiyon ve şeker hastaları bu şekilde iyileştiğini iddia ediyor.

Eczanelerde suyu alkali yapan bileşikler satılmakta birkaç damla içeceğine damlatınca su alkali oluyor ama yeterli değil.

Himalaya kristallerini, PH'ı yüksek, canlı, alkali iyonize suda en az 4 saat bekletip sabah- akşam 3-4 damla içiyorsunuz. Her gün almanız gereken tüm mineral ve elementleri alıyorsunuz. Fakat burada çok dikkat etmeniz gereken bir husus var bu derece kıymetli olan suyu asla plastik şişelere koymuyorsunuz. Su çok güçlü bir çözücü olduğu için, plastikteki tüm kimyasal maddeleri çözer ve içine alır. Bunun da kist, tümör oluşumunu tetiklediğini, bilim adamları ispatlamıştır. Plastik şişe ve damacanalar yasaklanmalıdır. Sağlığa son derece zararlıdır. Su ve tuzun bilinmeyen faydalarına gelecek sayıda devam edeceğiz. Alkali canlı iyonize su cihazı ile doğadaki kadar berrak ve sağlıklı su elde edilmektedir. Milyonlarca yıl öncesinden gelen Himalaya kristallerinin olumlu etkisi ile çoğu zaman aldırış etmeden tükettiğimiz ölü ya da canlı olduğunu dahi bilmediğimiz suların, yapısını değiştirmekte ve hücre yenilenmesini sağlayarak gençleştiren bir su haline gelmektedir.

Sağlıcakla kalınız.

Bu yazı toplam 8493 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Türkiye Ajansı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 205 33 59 - 0 332 233 55 53 Faks : +90 332 233 55 53