• BIST 94.831
  • Altın 261,294
  • Dolar 5,7675
  • Euro 6,5664
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 28 °C
  • Bursa 21 °C
  • Antalya 26 °C
  • Konya 22 °C

Stockholm Sendromu

Büşra BAKIRCI busrabkrc612895@gmail.com

Yıl 1973...

İsveç’in Stokholm şehrinde gerçekleşen bir banka soygunu. Soygun sırasında rehinelerin soygunculara duyduğu o büyük ilgi. Tabi siz bu duruma hayranlık da diyebilirsiniz. O an, o dakika oluşan psikolojik hastalık, sonrasında şehrin adını alan o garip sendrom…

İnsanların bilinçaltı enerjisi nasıl güçlü bir sinyal gönderdi ki aniden bir sendrom oluşturdu evrende? Nasıl tutarsız bir psikolojidir ki, zarar veren; verebilme potansiyelindeki bireylere bağımlılık zemini oluşturabiliyor? Oluşturduğu bilinçaltı tabanında ne gibi veriler yatıyor ve neler hissediyor? İsim olarak yabancı kalmış olabilirsiniz belki, aslında çok da iyi bildiğiniz hatta ve hatta Türk sinema camiasında bizzat izlemiş olduğunuz bir rahatsızlık. Eminim şuan kafanızda “Acaba ne olabilir?” sorusu dönüyor. Hadi biraz zorlayın hafızanızı. Nerede, hangi filmde izlediniz?

İzlediniz, belki de çok keyif bile aldınız. Ama bunun bir hastalık olduğu, olabileceği zerrece aklınıza dahi gelmedi.

Hala aklınızda belirmedi diye düşünüyorum, o vazgeçilmez Yeşilçam filmleri.

O oyuncular…

Eee, olmadı galiba; canlanmadı kafanızda. O halde söyleyeyim. Yeşilçam’ın o karizmasıyla, konuşmasıyla, duruşu ve bakışı bir başka dediğiniz vazgeçilmez isim Kadir İnanır’ın oynadığı “Yaban” filmi. Ta kendisi, tam da o film.

Hatırlarsınız ki filmde zengin bir ailenin şımarık kızını canlandıran Gülşen Bubikoğlu eşlik ediyordu. Her şey nasıl da başlamıştı Yaban’ın Alev’i kaçırmasıyla. Kaçırdığı kulübede zıtlaşmaları ve zihin çatışmaları ile zamanla ters düşmeleri, tutkulu bir aşka dönüşmüştü. Siz bu sahneleri hayranlıkla izlemiştiniz oysa ki. Üstelik psikolojik bir sendrom olduğundan habersiz. Bir nevi subliminal mesaj.

Konu aslında aşk  hikayesinden ibaret  değilmiş. Belki yazan senaristte durumun farkında değil. İstem dışı olarak, filmde hastalığın ilişkiler arasındaki boyutunu görmüş oldunuz.

stockholm-syndrome-logo.pngPekala bu sendrom konusuna ve boyutuna göre değişiklik gösteriyor ise ilişkilerde nasıl bir kalıp oluşturmuştu o halde kendine?

Sendromun ilişkide oluşmasının tek sebebi hayatta kalma iç güdüsüdür. Dış dünyadan tamamen kendini soyutlayan birey; ihtiyaçları için kendisine baskı yapan bireye bağımlı olduğunu hisseder. Kendisine yapılan küçük iyiliklerden pay çıkartır, bir nevi kendisine göre durumu yontar ve bireyi gözünde büyütüp ona toz kondurmaz. Bulunduğu ortamdan kaçamayacağını anlayan birey veyahut rehine, çaresizliği ile özleşir.

Yvonne Ridley olayını duymuş muydunuz?

İngiliz gazetecisi olan Yvonne Ridley 2001 yılında Afganistan’da Taliban tarafından kaçırılıyor. 11 gün boyunca rehin tutulan Ridley, kendisine sunulan yemekleri direnmek adına yemeyip, aç kalıyor. Gün be gün olayların  bu şekilde ilerlemesi Ridley’i büyük bir arayış içine sürüklüyor. Bu arayış içerisinde İslam dinini araştırıp  Müslüman olur. Sendromun gelişimini etkileyen en büyük faktörlerden birisi, rehin süresinin uzun ve yoğun olmasıdır. Demek ki sendrom, olaylarına göre  sonuç olarak değişiklik gösterebiliyor. Böylesine garip, bir o kadar da ciddi olan sendromun tedavisi yok mu? Tedavi aşamaları psikoterapi eğitmenleri ile çözüme kavuşabilmekte. Terapi uzmanları, farkındalık oluşturma çabaları içerisine giren bireyin ve kötü muamele yapan kişinin davranışlarının amacını ve neye hizmet ettiğinin kökenine inip, hastayı detaylı inceleyebiliyor. Hasta güvenliğinin test edilmesi ve oluşturulması tedavi için en büyük adım kabul edilmektedir. Bireyin hayatla yeniden bağ kurması için yeni bir toplum içinde, insanlarla kaynaşma süresi yakından incelenmekle birlikte durum değerlendirilmesi yapılmaktadır. Yüzde 75 gibi bir oranla tedavisinde hastanın tedaviye yanıtı ile çözüm sağlanmaktadır.

Şimdi bir düşünün; acıya duyarlı oluşlarınızı, üzülmelere kırılmalara karşı vazgeçmeyen tavırlarınızı, hatta saplantılarınızı.

İç muhasebenizi dinleyin.

Var mı peki sizde kırıntısı?

Farkında dahi olmadan bir sendromun parçası olabilir misiniz?

Ya sizde bir Stockholm örneği iseniz??

Bu yazı toplam 1090 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Türkiye Ajansı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 205 33 59 - 0 332 233 81 62 Faks : +90 332 233 81 62