• BIST 90.573
  • Altın 214,636
  • Dolar 5,3890
  • Euro 6,1015
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 11 °C
  • Bursa 10 °C
  • Antalya 12 °C
  • Konya 6 °C

Önyargı

Büşra BAKIRCI busrabkrc612895@gmail.com

“Önyargı” denildiğinde hiç dikkat ettiniz mi bilmem; beyin otomatik olarak kelimeyi “ÖN” ve “YARGI” olarak iki parça oluşturacak şekilde algılar. Psikolojik açıdan bir savunma mekanizması oluşturan beyin, her iki kelimenin köküne kadar iner ve birleşiminden ortaya çıkacak anlamı tartar. Tartma sonucu “ÖN” kelime kökü için, “Öncelikle” ve “İlk” kavramlarını çıkartıp, “Yargı” kelime kökü için ise “Eleştirme/Yerme/Aşağılama” kavramlarını tespit eder. Yaptığı tespitler sonucu “Ön” ve “Yargı” kelimelerini artık “Önyargı” olarak tek bütün halinde görmeye başlar.onyargi.jpg

Pekala o halde bizim beynimiz ilk önce neyi analiz eder? Ayrıştırdığımız önceliklerimiz ve yargılarımız neler? İnsanoğlu, tabiatta önyargılara nasıl bir zemin hazırlar? Beynimiz bile bir kelimeyi bu kadar ince ince elemeden geçirirken; bizim anlamından yoksun, sadece yargıdan ibaret bir çare halimizde neyin nesi? Kime bu önyargı, ne ki bu önyargı, neyin nesi kimin fesi?
Kelime kökeninin negatif olmasından kaynaklanıyor olsa gerek ki, böyle bir şeyin inanmak, kabullenmek biraz güç. Güçlük çektiğimiz bu çetrefil oysa ki yaşamın bir parçası.

Önyargı dediğimiz; bir durum karşısında kişinin aleyhine (bazen de lehine) önceden zemin oluşturmuş kanaat ve yanılgıyı esas alan karanlık bir kavram bütünüdür.
Yahu anlamadığım neyin kanaati ki bu? Neyin zemini? İnsanoğlu, yaratılış evresi olarak elbette mükemmel bir varlık. Bu demek değil ki, mükemmel olduğu için de kusursuz.
Bizim önyargılarımız tam da bu noktada başlıyor aslında. Tek yaratılış harikası kendimizmiş gibi hallerimiz. Kaf dağından inmeyen, oraya çivilenmiş burunlarımız…

Asla hata yapmam, kusurum yok tavırlarımız. Sıfır kilometre yeni bir arabaya kafa tutuşlarımız. Şuan burada bu satırları okurken, beş dakikalık bir zaman dilimi ayırıp etrafınıza bakmanızı rica ediyorum. Neler neler görüyoruz değil mi? Aynı anda hepsi hakkında milyon fikir üretebilir, bir önyargı da ortaya siz atabilirsiniz..

Siz de benim yaşadığımı yaşayıp, yanınızda ağabeyiniz gibi görünen babanızla kol kola yürürken arkadaki, “Adama bak, kızı yaşındakini takmış koluna” sözlerine karşılık “Baba, şurada çay mı içsek?” diyerek gönderme yapabilirsiniz. İnsanların zihin tabanı hep mi kötü hep mi kirli hep mi karanlık olur? Düşünmeyi bırakın, ne kötü ne karanlık arasında git gel yapmayı da bırakın. Önünüze bakmayı hayatınıza odaklanmayı deneyin.

Hey!
Sen, ben, o. Bize sesleniyorum bize, beyninize sesleniyorum. Her şeye bir yorum yapma çabasındayız ama her şeye. Uçuk kaçık yargılar, havada uçuşan dedikodular. Yok efendim bu kişi, şu işi bundan dolayı becerememiştir, yok efendim bu kendini bir şey sanıyormuş, vay efendim bunun tarzı hiç hoş değilmiş, aman her taşın altından o çıkıyormuş, sorunlar bundan kaynaklanıyormuş. Mış muş miş müş…

Bir dakika ya bir dakika! Ne yapıyoruz ya, biz ne yapıyoruz?… Ses yok. Niye? Durun ben söyleyeyim. Kimdir nedir, ismini dahi henüz bilmediğimiz hatta ilk kez karşılaştığımız insanları; bedenen, fiilen eleştiriyoruz. Onlara karşı, “Ya benim hislerim kuvvetli, bak gör dediğim çıkar kesin öyle” diyerek ya da farklı şeyleri ağzımızda ve zihnimizde geveleyerek bunu da araya sıkıştırıp farkında olmadan önyargıya zemin oluşturan bir zihniyet geliştiriyoruz. Öyle ki, önyargı bir tutumdur lakin biz bunu fevkalade davranışa dönüştürebiliyoruz. Dönüştürdüğümüz davranış öyle bir boyuta ulaşıyor ki, davranışı soyunup dışlamayı giyiniyoruz. Birçoğunuz giyindiği bu kaftana sarılarak, sağlam bireyler yetiştirdiğini savunuyor. Ebeveynlerin bu önyargı kaftanları çocuğun zihniyetini sarıp sarmalıyor, çöz çözebiliyorsan.

Olaya bakın şimdi… Bir çocuk düşünün, sınıf arkadaşlarını zihniyetinde gruplamış istediği ile konuşup istediği ile konuşmuyor. Neden konuşmadığı öğretmeni tarafından sorulduğunda “Öğretmenim, annem onunla konuşmamam gerektiğini, gözünün onu tutmadığını söyledi” dedi. Hoppala. Hayır yani siz bu şekilde böylesine dar bir zihniyetle çocuk yetiştirdiğinizi falan mı sanıyorsunuz? Ne oldu şimdi söyleyin hadi. Siz ebeveynlerin önyargı kaftanı toplumdan bir birey eksiltti. İyi mi etti? Şimdi güzel ahlaklı, erdemli bir çocuk mu yetiştirmiş oldunuz?
Bu mükemmeliyetçi tavırlarımız nereye kadar sürecek? Bu kararmış kalplerimiz, kirlenmiş zihnimizle nereye kaç km yol alırız? Demiyor mu ayet-i kerimde “Fe Eyne Tezhebun?”, “Bu gidiş nereye?” Nereye gidiyoruz? Ne yapmaya çalışıyoruz? A’dan B’yi neden ayırıyoruz?
İnsanları olduğu gibi, yaratılış şekliyle kabullenmek varken neden kirli zihninizle düşüncelerinizi çamura batırıp eleştiriyorsunuz?

Ah… Ne desem, bu isyanı ne kadar diretsem? Keşke diyorum, keşke önyargılarınızda tıpkı bir “JENGA” gibi olsa. Her bir hamlede yıkılsa, yıkılsa ve oyun bitse…

Bu yazı toplam 7361 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Türkiye Ajansı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 205 33 59 - 0 332 233 81 62 Faks : +90 332 233 81 62