• BIST 95.821
  • Altın 277,437
  • Dolar 5,7569
  • Euro 6,3721
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 32 °C
  • Bursa 27 °C
  • Antalya 35 °C
  • Konya 25 °C

Münchausen Sendromu (Hastalık Hastası)

Büşra BAKIRCI busrabkrc612895@gmail.com

Sorarım size; hayatınızda kaç kez insanların dikkatini çekmek için hastalandınız? Değer görmek, ilgi odağı olmak için ortaya attığınız hastalığı destekleyen davranışlar sergilediniz mi peki?

Hiç, bir doktorun tezlerini çürüttüğünüz oldu mu?

Münchausen tam da böyle bir şeyle başlıyor. Kişinin çevresinde bulunan insanların dikkatini çekmek, sempati ve beğenisini kazanmak için, ruhsal ve bedensel hastalığı varmış gibi davranıp; kendisini de buna inandırması ile temel oluşuyor. Doğada,  insanlara sunulan enerjinin gücünden faydalanarak rol yaptığı hastalığın tam içinde olma durumudur Münchausen…

Pekâlâ, ismini nerden almış ve ilk kurbanı kimmiş Münchausen’in?

Doğrusu insan merak etmiyor değil.

baron-munchausen.jpg

Soğuk savaş döneminden epeyce önce 18. Yüzyıla tekâmül eden,  Rusya’nın Osmanlı Devleti ile yaptığı savaşta yer alan Rus Süvarisi Karl Frendich Von Münchausen…

Rusya - Osmanlı savaşı bitiminde ülkeye dönen Karl Frendich, halka savaşı öylesine abartarak anlatıyor ki, edebiyatımızda yer alan mübalağa sanatında böylesine rast gelinmemiştir muhtemelen. Kendisini savaşın en önemli yapı taşı ilan ediyor, bir nevi onaylanmak; takdir edilme taktikleri sergiliyordu.  

Bir atasözü vardır ya hani; “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” diye, tam da öyle oluyor ki abartının farkına varan halk; doğruları Karl Frendich’in yüzüne vuruyor. Kendisini ele veren Karl Frendich, çareyi kaçmakta bulup ülkeyi terk ediyor.

Gelişi güzel mi gerçekleşiyor bu hastalık diye düşünebilirsiniz. Gelişi güzel olmadığı gibi bir plan dâhilinde de gerçekleşmiyor. Hastanın ruhsal ve fiziksel açıdan gerçek olmayan hastalığı varmışçasına ve olmuşçasına yansıttığı bir nevi yapay bozukluk. 

Amacı ise hasta olmadıkları halde hasta gibi görünüp, normal şartlar altında içinde barınamadığı ve silik kaldığı toplumda bir yer edinmek istemeleridir. Kendini yaralayan mı ararsınız, hastane hastane dolaşıp yerden yere kendini atanı mı, kendisini mükemmel gösterip ilgi sömüreni mi?

Baktığınız zaman şunu diyebilmenizi istiyorum; “Temelini aile attığı, arkadaş; ailede yaşanan düşük desibelli tartışmalar bile insanı kimlik arayışına, dikkat çekme çabasına, hastalıklı bir ruh haline itiyor, kimse sokakta psikolojik rahatsızlık edinip eve gelmiyor.”

hastalik_hastasi.jpg

Şimdi bana dikkatinizi iyi verin çünkü işin bir de enteresan yanı var. Bu insanlar; ısrarları, profesyonel oyunları ve edindikleri tıp bilgileriyle üst düzey bir doktoru bile şaşırtıcı derecede yanıltabilir.

Bakınız şimdi size gerçekleşmiş ilginç bir örnek vereceğim; Muayene sonucu hastasından idrar tahlili isteyen hekimin zihnini bulandıran bir hastalık hastası. Tahlili teslim etmeden önce elini kesip vereceği tahlilin içine damlatıp sonuçları değiştiriyor.

İncelemeye alan laboratuvar da kanlı idrar üzerinden inceleme yapacağı için sonuçlar ciddi durum haline gelmiş oluyor. Sonuçların da hekime ulaşmasıyla birlikte hastalığını ciddi boyutlara taşıyan hasta istediği sonuca ulaşıyor. Bu nasıl bir ruhsal bozukluk, nasıl bir zihniyet? Keyfinden insan hasta olur mu demeyin oluyormuş.

Daha bitmedi sıkı durun! Kendisini hasta gösterdiği yetmezmiş gibi çevresindeki insanların beynini de çok güzel yıkıyor bu münchausen’ler.

Şöyle düşünün; hani insanlar vücuda yeterli su alamayınca şiddetli baş ağrısı çekerler, siz de bugün yeterince su içmediniz ve yanınızda münchausen hastası bir arkadaşınız var. Tabi siz onun hastalığından bir habersiniz. Kendisine başınızda şiddetli bir ağrı olduğunu ve ilaç almanıza rağmen geçmediğini dile getiriyorsunuz. Münchausen hastası arkadaşınızda durumdan istifade sizin aklını öyle bir bulandırıyor ki; baş ağrınızın sebebini abarttıkça abartıyor ve ciddi boyutlara taşıyıp içinize şüphe tohumları serpiyor. Şöyle olmuştur, böyle yapmazsan böyle olur, aman ağrı deyip geçme diye peş peşe sıralı cümleler ile kafanızı allak bullak ediyor.

Buna da “Münchausen Proxy Model” deniliyor. Münchausen hastası ikna yöntemi ile karşı tarafta yapay bozukluk oluşturup kişiyi hasta psikolojisine sokuyor.

İnsanlar sürekli olumlu olumsuz etkileşim içinde. Değişen dünyanın değişen zihinleri, eksilen karakterleri ve yeterli beslenmeyen ruhları…

Ne acı ne garip…

Şu noktada hangisine acıyacağını şaşırıyor insan.

Eğitim ve yetiştirme yetersizliğinden hastalık hastası olana mı acımalı, yoksa kurbana mı?

İnsan önce neyi tedavi etmeli?

Temeli mi düzeltmeli ruhu mu arındırmalı?

Ya siz, tedaviye nerden başlardınız?

Bu yazı toplam 4433 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Türkiye Ajansı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 205 33 59 - 0 332 233 81 62 Faks : +90 332 233 81 62