• BIST 96.455
  • Altın 222,833
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 15 °C
  • Bursa 14 °C
  • Antalya 19 °C
  • Konya 11 °C

Muharrem Ayı ve Kerbela

F. Arzu YALÇIN

İlahi bereket ve feyzin bol olduğu Muharrem ayının, yani Hicri yılbaşımız ve yılın ilk ayının sonuna doğru yaklaşıyoruz. Dört haram  (Muharrem, Recep, Zilkade, Zilhicce) aydan biri olan Muharrem Ayı savaşmanın kavga etmenin yasak olduğu barış ayıdır.

Sanki Müslümanların yeni yılı değilmiş gibi sessiz sedasız geçip gidiyor. Sonuçta miladi yılbaşı değil, hiçbir yerde neon ışıkları,  hediye ve çam ağacı alma yarışı yok. Ne de batılılara ait taklit edilecek bir gün değil. Kapitalist düzene uygun bir zaman dilimi de değil. İsminden de anlaşılacağı gibi  “Şehrulllahi’l Muharrem” yani Muharrem ayı;  Allah’ın ihsan ve kereminin  bollaştığı bir ay. Sadece Hz. Muhammed (s.a.v)’in yolunda giden Müslümanların hatırlaması gereken bir zaman dilimi. Hoş geldin Muharrem ayı!  Hoş geldin Yeni Yıl! Güle güle derken sana  Peygamberlere bahşettiğin lütuf ve bereketinden bizlere de bahşetmesini temenni ediyor, İslam alemine ve Ülkemize barış ve huzur  ve ekonomik sıkıntılardan uzak, din,  mezhep ve etnik savaşların olmadığı bir yıl olmasını cenabı Allah’tan diliyorum.

kerbela-001.jpg

Muharrem ayı,  ilahi lütuflarla dolu bir aydır. Bu ayın 10. günü birçok Peygamber’in duasını kabul ederek, Yüce Rabbim ihsan ve İkramlarda da bulunmuştur.  Hz. Adem’in tövbesi kabul edilmiş, Hz,  Hz. İdris (a.s) göğe yükseltilmiş,  Hz. Nuh (a.s) gemisini Cûdi Dağının üzerine demirlenmiş,  Hz. İbrahim (a.s)’ın oğlu Hz. İsmail (a.s) o gün doğmuş, Hz. Musa (a.s) Kızıl denizi o gün geçmiş, Hz. İsa (a.s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semaya yükselmiş,   Hz. Yusuf  (a.s) kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan çıkarılmış, Hz. Yakup (a.s) oğlu Yusuf (a.s) kavuşmuş ve gözleri açılmış, Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından şifa bulması aşure günü olmuştur. Bütün bu güzelliklerin yanında İslam tarihinin en karanlık ve en acı olayı da Muharrem ayının 10. günü yaşanmıştır.  Ramazan ayından sonra tutulan orucun en faziletlisi, Muharrem ayında tutulan oruç olduğu (Müslim) hadislerle bildirilmiştir.  Tutulan oruçlardan sonra aşureler pişirildi. Peygamber efendimizin sünnetine uygun olarak Sılairahim yapıldı. En az on kişi ile selamlaşıldı. Sadakalar verilerek aşure günü kutlandı. Fakat Aşure gününün manevi güzelliğinin üzerine kara bir bulut gibi çöken, Kerbela  olayının   matemi yüreklerimizi tekrar dağladı. Sanki hüzünlü bir günün  acısı ile her yer yas-ı matem havasına büründü.

Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin doğduğu zaman, Cebrail (a.s) gelerek  Hz. Hüseyine,  Hz. Harun’un  oğlunun adı olan “Şebir”  konmasını istemiştir. Peygamber Efendimiz benim dilim Arapça deyince, Arapça karşılığı olan “Hüseyin” ismi konmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur; “Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin cennet gençlerinin iki seyididir. Dünyada kokladığım iki reyhanımdır. “Kim cennet gençlerinin efendisine bakmak istiyorsa, Hüseyin Bin Ali’ye baksın.”, “Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin denim. Hüseyin’i seveni Allah sever” sözleriyle torunlarına olan sevgisini, onların cennet ile müjdelenen seyyid olduğu bildirilmiştir.

Peygamber efendimizin  canından bir parça olan Kızı  Hz. Fatma (r.a) ve damadı Hz. Ali (r.a) oğlu, adını  Cebrail (a.s) koyduğu Hz.  Hüseyin,   Hicret’in 61. yılı   Muharrem ayının 10’u  günlerden Cuma  57 yaşında  Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbela'da  başı bedeninden ayrılarak şehit edilmiştir.  Ne kara gündür o,  al kanlar içinde başı bir yerde bedeni bir yerde yatan, Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’in torunudur. Zaman mekan durmuştur adeta  bir bardak su verilmeyen susuz katledilen Ehlibeytin kanı   Fırat’ın  sularına bulanmıştır. 1440 yıl geçse de  Fırat kenarın da  Ehlibeyt  kanının aktığı topraklar huzur bulamamıştır.

Yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen Kerbela zulmünün acısı hala yüreklerimizi yakmaktadır. Hz. Muhammed (s.a.v) ‘in torunu Hz. Hüseyin ve 72 yakınının şehit düştüğü “Kerbela olayı”, İslam tarihinin siyasi anlamda en önemli kırılma bölünme noktası ve İslam'da mezhep ayrılığının temel nedenlerinden biri olmuştur. Kerbela olayı büyük bir mezhep ayrılığının başlangıcıdır. Bugün Ehlibeyt veya  Ehlisünnet olarak. Farklı  cemaatler, tarikatlar  veya dergahlara (Nakşi, Kadiri, Nurcu, Mevlevi  Bektaşi vb.) mensup olunsa da Ehlibeyte yapılan zulüm susuz katledilmeleri hepimizin yüreğinde büyük bir acı ve tarihi bir utançtır. Mezheplerimiz, yollarımız,  dillerimiz, ırklarımız ne olursa olsun hepimiz, İslam'ın çocuğu Hz. Muhammed (s.a.v)’in Ümmetiyiz. Peygamber efendimizin bildirdiği gibi “Sizler inanmadıkça cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız.” (Müslim I, Kitab al-İman, s. 113) Bizler, yaşatılmak istenen mezhep savaşlarının içine düşmemeli, birbirimizi sevmeli ve birbirimize sahip çıkmalıyız.

Günümüzde, İslam ülkelerinde yeni Kerbelalar yaşanmaması için , 1440 yıl önce Emevi halifesi Yezid’in ehlibeyti katletmesine seyirci kalındığı gibi bugünde Suriye, Filistin, Myanmar vb.  gönül coğrafyamızda  Müslümanlara zulüm edilmesine, katledilmesine, sözde Müslüman olan ülkeler seyirci kalmamalıdır. Savaşların kökeninde din, mezhep ve bir ırk’ın üstünlük kurma isteği vardır. Biz Müslümanlara düşen mezhep çatışmalarına düşmeden İslam coğrafyasında birlik beraberlik ve kardeşliğin  sağlanmasına katkıda bulunmak olmalıdır.

Muharrem ayının sonuna doğru yaklaşırken, Kerbela faciasının yüreklerde yarattığı sızı, üzerimize çöken matem, gözlerdeki kederin izleriyle 12 imamları yad ederek 12   gün susuz oruç tutan Ehlibeyt’in ve Muharrem orucu tutan Ehlisünnet’in oruçları ve duaları kabul olsun.

Muharrem ayını  yad edenlere, Kerbela’nın Acısını Yüreğinde Hissedenlere,  ehlibeyte sahip çıkanlara, birbirini Allah için seven  Ehli Sünnete Ve Ehlibeyte Selam Olsun.

Bu yazı toplam 6254 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Türkiye Ajansı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 205 33 59 - 0 332 233 81 62 Faks : +90 332 233 81 62