• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 17 °C
  • Bursa 17 °C
  • Antalya 17 °C
  • Konya 10 °C

Meme Kanserine Karşı Koruyucu Beslenme Stili

Ayşe Duran

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen malignitedir. Kansere bağlı ölümlerde akçiğer kanserinden sonra ikinci sırada gelmektedir. Malnutrisyon ve kilo kaybı kanserli hastaların en önemli ölüm nedenlerinden biri olarak kabul edilir. Kaşeksi; kanserli hastada anoreksi, kilo kaybı, adipoz doku, kas dokusunun kaybı ve metabolik değişiklikler ile oluşan kompleks bir sendrom olarak tanımlanmaktadır. Kanser hastalarında beslenme durumunun belirlenmesi;yüksek riskli hastaların malnütrisyon durumunun değerlendirilip onlara uygun kapsamlı beslenme programı yapılmasını amaçlar. Beslenme desteği tanı anında başlamalıdır ve tüm hastalık evrelerinde tedavi planı içinde yer almalıdır..Beslenme öncelikle ağız yoluyla olmalıdır. Oral yoldan yeterli besin alamayan hastalarda oral beslenme desteği önerilir. Günlük besin ihtiyaçlarını oral yoldan karşılayamayan hastalarda mümkün olduğunca erken enteral tüple beslenmeye başlanmalıdır.

Meme kanseri ender olarak erkeklerde de görülür. Her 100.000 erkekte 1 meme kanseri görülebilir. Tüm meme kanserlerinin %1'inden daha azını oluşturur. Meme kanseri 30 yaşından önce nadir olup, bu yaşı takip eden reprodüktif yıllarda hızlı bir tırmanış gösterir. Bu artış menapoz sonrasında da yavaş eğimle yükselmeye devam eder.Meme kanseri daha çok 40 yaşın üzerindeki kadınlarda görülür. Meme kanseri gelişimi için en önemli risk faktörü ilerleyen yaşın yanı sıra meme kanseri aile öyküsüdür. A.B.D.’de kadın kanserlerinin %30’unu,Türkiye’de kadın kanserlerinin %25-28’ini oluşturmaktadır.

Kırmızı, Mor Sebze ve Meyvelere Yer Açın

Domates, karpuz ve pembe greyfurta pembe rengini veren likopen, karsinojen oluşumunu baskılar. Likopen, meme dokusunda depolanarak meme kanseri için önemli bir koruma sağlar. Domatesi pişirme, çorba haline getirme gibi işlemler likopenin vücuttaki işlevliğini artırır.          

Brokoli, Karnabahar ve Lahana Tüketin

Lahanagiller de bulunan sülforafanın, meme kanseri üzerinde anti-kanserojen etkisi vardır.

Tümör gelişimini baskılayan sülforafan kanser oluşumunu engeller. Salatalarınızda çiğ brokoli tüketmeniz sülforanın kana karışma düzeyini artırır.

Sofranızda Tam Tane Ürünlere Yer Alsın

Yüksek lif içeren, kompleks karbonhidratlar toksik ve kimyasal maddelerin barsaklardan atılımını kolaylaştırarak kanser riskini azaltır.

En iyi posa kaynakları tam tahıllı ürünlerdir. Meyve, sebze ve kuru baklagiller tüketiminiz de gerekli posa ihtiyacını sağlamada yardımcıdır.     

Her gün 1 Fincan Yeşil Çay Tüketin

Antioksidan özelliği yüksek olan yeşil çayı C vitamini ile birlikte tüketmek daha çok faydalıdır. Vücutta ki fazla suyun atılmasına yardımcı olur. Yeşil çay alırken, açık olarak kesinlikle almayın. Çünkü içerisinde pestisist vb. olabilir. Bu durum enfeksiyon, alerjen vb. rahatsızlıkları artıracaktır. Kapalı olarak, güneşe karşı koruyucu olan kutularda satılan yeşil çayları almaya özen gösterin.

Probiyotiği Hayatınızdan Eksik Etmeyin

Sindirim ve bağışıklık sisteminizin düzene girmesi için eczaneden güvenilir markalardan probiyotik takviyesi ( saşe veya kapsül) alabilir veya evde kefir yapabilirsiniz.  Günde 2 su bardağı kefir tüketmenizi tavsiye ederim.

Sarımsak ile Bağışıklığını Kuvvetlendirin

Yüksek oranda allicin içeren sarımsak, kanserde bağışıklık sistemi gelişiminde önemli bir besindir. Allicin zararlı saldırılara karşı sarımsağın savunma mekanizmasıdır.

Katkı Maddelerinden Uzak Durun

Yemek pişirme ve hazırlama sürecinden zaman kazandıran hazır gıdaların içerisine; koruma, renklendirme, kıvamını artırma, tat ve görünüm kalitesini artırma gibi konulan maddeler kanser oluşum riskini artırırlar.

Salam, sosis ve sucuk gibi işlem gören et gruplarında nitrit ve nitrat maddeleri kansere neden olan nitrozaminleri oluşturur, kanın oksijen taşıma yeteneğini azaltır.

Antioksidanlar ile Bağışıklık Kalkanı Oluşturun

Bağışıklık sistemini güçlendiren A vitamini kansere karşı koruyan güçlü bir antioksidandır. Balık yağı, karaciğer, süt, yumurta gibi hayvansal kaynaklarda bulunur. Doktorunuz tarafından gerekli görülürse omega-3 takviyesine geçebilirsiniz. A vitaminin bir formu olan ve kansere karşı koruyucu olan beta-karoten havuç, kayısı, şeftali gibi sarı turuncu meyvelerde bulunur. E vitaminin vücuttaki en önemli görevi antioksidant özelliğidir. Bu görevi sayesinde A vitaminin yapısının bozulmasını önleyerek işlevliğini artırır. Antioksidant E vitamini kanserojen maddeleri etkisizleştirir. Yüksek oranda soya yağına bulunan E vitamini diğer bitkisel yağlarda, fındık, ceviz, badem, buğday, kuru baklagiller de bulunur. E vitaminin en iyi kaynağı olan bitkisel yağları kızartma işlemi hem vitamin kaybına hem de kanserojen maddelerin oluşumuna neden olur.

Kansere karşı koruyucu ve güçlü bir antioksidan olan C vitamini nar, portakal, mandalina, maydanoz, yeşilbiber, kuşburnunda yüksek miktarda bulunmaktadır. Vücutta deposu bulunmayan C vitamini fazla miktarda tüketildiğinde vücuttan atılır. Günde 5-6 porsiyonu geçmeyecek şekilde meyve ve sebze tüketebilirsiniz.

Pişirme ve Saklama Yöntemlerinize Dikkat Edin

Pişirme ve saklama işlemleri besinlerinizde zararlı bileşenler oluşturabilir.

Besinlerin kızartılması, kömür ateşinde pişirilmesi sırasında kanserojen maddeler ortaya çıkar.

Depolanan ürünler olan peynir, salça, tahıl, fındık, ceviz gibi nem etkisiyle aflatoksin (küf) oluşur. Bu yüzden depolanan ürünleri tüketmeden önce mutlaka kontrol edin.

Sigarasız Bir Hayat ile Mutluluğunuzu Artırın

Sigara dumanı 70’den daha fazla, kansere neden olan madde içermektedir. Dumanı soluduğunuzda, bu kimyasallar akciğerlerinize girer ve vücudunuzun kalanına yayılır. Araştırmalar, 28 gün boyunca sigara kullanmazsanız sigarayı bırakma olasılığınızın beş kat daha fazla olduğunu göstermektedir. Eğer sigara kullanıcı iseniz, sigarayı bırakmak kendinize verebileceğiniz en iyi hediye olacaktır.

Diyetisyeninizden Notlar:

  • Hamur işi, tatlı gibi beyaz un yerine tam tahıllı un ve tahıllı besinleri tercih edin.
  • Yemeklerde kullanılan yağ miktarını kısıtlayın ve sağlıklı yağları tercih edin.
  • Salam, sosis, sucuk gibi şarküteri ürünlerini sofranızdan uzaklaştırın
  • Hazır sos, gofret gibi paketli ürünleri hayatınızdan uzaklaştırın
  • Kızartma, mangal yerine; fırın, buğulama, haşlama gibi sağlıklı pişirme yöntemlerini tercih edin.
Bu yazı toplam 327 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Türkiye Ajansı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 205 33 59 - 0 332 233 81 62 Faks : +90 332 233 81 62