• BIST 113.666
  • Altın 332,941
  • Dolar 6,1494
  • Euro 6,6539
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 15 °C
  • Bursa 10 °C
  • Antalya 17 °C
  • Konya 7 °C

Depremden Kaçınma Duygumuzu Aşalım

Zülal Günal

Bu sayfayı açan her göze, kulağa, buruna ve kısaca sizlere çok teşekkür ederek yazıma başlamak istiyorum. Teşekkürümün en büyük nedeni ise ‘şükür’ kelimesinde gjzli… Şükürler olsun ki hala yaşıyorsunuz ve yaşıyorum… Şükürler olsun ki şimdilik beni ve bu yazımı okuyanı vuran deprem değil! Belki bu yazım yayınlanana kadar bile bir deprem oluşabilir ve beyninizde buluşamayabiliriz! İşte sırf bu nedenle biler her ana şükranla girmeyi adet edinmeliyiz…

Öncelikle Elazığ’da bulunan, yakını olan, Elazığlı olan tüm vatandaşlarımıza en derin duygularla geçmiş olsun dileklerimi arz etmek isterim ve sizin de tahmin ettiğiniz üzere deprem ile ilgili yazıma başlayabilirim:

deprem.jpg‘Son dakika’ haber bültenimde görür görmez derin bir şokla içimi yıkan Elazığ deprem haberden sonra tüm medyayı, paylaşımları ve etrafımda bulunan insanları şiddetli derecede gözlemlemeye başladım ve genellikle insanların öncelikle orada bulunan vatandaşlarımız için içlerinin acıdığını ama çoğunlukla da son gelişmeleri takip etmekten kaçınma davranışında olduklarını hissettim ve gördüm. İlk davranışlarında gelişmeleri dinlemeye öğrenmeye çok meraklı olan insan oğlunun görüntüler gözüne düştükten sonra davranışsal olarak takipten kaçınmalarının derin duygularını teşhis etmeye çalıştım. Bu sebeple geçmişte yaşanan deprem ve depremzedeler hakkında yapılan bilimsel çalışmaları araştırmaya başladım. Araştırmalarım neticesinde Kaynaşlı’da yaşanan depremzedelerden 199’u üzerinde yapılan bilimsel araştırmalarda, kişilerin betimleme kabiliyetleri, depremde sonuçlarla başa çıkma stratejileri, önlemlerin alınmasında algıladıkları yararlar, sorumluluklar, tehditler ve yaşadıkları travma sonrası gelişimlerindeki dinsel inanç değişkenlerinin davranışsal rollerinin geniş çapta incelenmiş olduğunu fark ettim. Sonuçta bilimsel analiz neticelerini size aktarmanın yararlı olacağı görüşündeyim.

 İçinde bulunduğunuz durum ne kadar feci olursa olsun ki buna kanser hastalıkları ile mücadele ve başımıza gelen en vahim durumlar da dahildir. En acil baş etme yöntemi  ‘swot analizi’ olarak tanımladığımız analizdir.  Yani içinde bulunduğunuz o anki durumun dehşetinden acilen çıkarak keşfe başlamak durumunda olmalısınız. Deprem anında, çevrenizdeki engeller, yıkıklar, onlar ve diğer sorunlar ile nasıl mücadele edeceğinizin bilinci ve tehdit olarak gördüğünüz engellerin fırsata çevrilmesi hususunda ciddi boyutta eğitim almalısınız. Görsel similasyonlar eğitimlerin en başarılı sonuçlarını sağlar. Sizler daha haberleri izlemekten kaçınırsanız başınıza gelebilecek durumları nasıl çözümleyecek ve size yardım etmek isteyen insanlara bilgi aktarımında bulunacaksınız? Örneğin dün yaşanan Elazığ depreminde demeç veren bir muhtarımızın, bulunduğu odadan dışarı çıkamama sebebinin odada dikili bulunan halılar olduğunu söylemesi, hiç orada bir deprem olabileceği olasılığını düşünmemiş olmaları veya deprem odaklı oda organize etmemiş olmalarının bir göstergesi… Oysa ki bilim adamlarımızın dünkü demeçlerinde, Elazığ’ın tam da yoğun direncin biriktiği bir deprem bölgesi olduğu ve beklenen büyük depremin gerçekleştiği belirtilmişti. Demek ki deprem beklentisi içinde olarak evimizi, kendimizi ve eşyalarımızı düzenlemek mecburiyetindeyiz. Nitekim, bilimsel araştırmalarda yapılan regresyon analizi sonuçlarında, depreme karşı önlem almanın algılanan yararının, sorumluluğun, travma sonrası stres tepkilerinin azlığının ve problem odaklı baş etmenin depreme önlem alma davranışı ile; evli olmanın, problem odaklı baş etmenin, iyi olma halinin, sosyal destek arama ve sosyal desteğin travma sonrası gelişim miktarı ile anlamlı olarak ilişkili olduğunu ortaya koymuş olduğu görülmektedir.

Başka bir deyişle, depremle, problem odaklı baş etme becerilerinin, depreme özel aktif baş etme davranışlarına nazaran, travma sonrası gelişimi daha etkili yordadığı çalışmalarla ispatlanmıştır. Oysa biz çoğumuz televizyonlardaki görüntülere bile tahammül edemez dayanamazken, orada depremi yaşayanların ne halde olduğunun empatisini nasıl yapacağız? Az önce sosyal medyaya baktığımda çoğu üniversite öğrencimizin normal paylaşımlara devam ettiğini ve ulusal bir yasta olmamızın anlamını gönülden hissedemediklerini çok üzülerek izledim. Bu bizlerin eksiği mi? yoksa onların duyarsızlık derecesinde bulunan gizli sebepler mi bilemeyiz! Tabi ki araştırmalıyız; ancak daha kötüsü 50 yaş üzeri iş güç sahibi insanların bile güncel haberleri takip etmekten kaçınmaları bu dehşet korku ile yüzleşmeye bile hazır olmadıklarının göstergesi… Oysa yoğunlukla tüm gelişmeleri takip etmeli, kaçınma duygusundan kendimizi arındırmalı ve haber bültenine konu olan şahıs veya şahısların yerine bir an için kendimizi koyup biz ne yapardık? Kimleri kaybederdik? Bir anda dünyamız nasıl değişirdi? Sormalıyız, düşünmeliyiz ve en mühimi cevaplamalıyız…

Sadece ‘2868’ Kızılay SMS numarasına, 10 TL. bağış yaparak; belediyelere mont, battaniye vb. ihtiyaçları göndererek payımıza düşeni yaptığımızı zannedip; günler geçtikçe rutin hayata dönmemiz bizi hazırlıklı olma konusunda beslemeyecektir. Hele İstanbul’da yaşayanlar için bu davranış şekli hiç yeterli değildir…

Şimdi bu yazımı okuduysanız bir an için haberleri açıp, internete girip, tüm twittleri takip eder ve kim? ne yapıyor? kim bu faciayı kendi menfaatine kullanıyor? Kim gerçekten empati yapabiliyor? Lütfen canı gönülden izleyiniz; ağlayınız ve yanınız çünkü bu tip duygular tamamen sizin veya yakınlarınızın kısaca sevdikleriniz ortadan tamamen kalkmasına yanmaktan daha faydalı duygulardır. 

Asıl yapacağınız faaliyet ise mutlaka yarın sabah kalktığınızda, gerek hayatınızda, gerek evinizde, gerek iş yerinizde, gerek arabanızda, gerek çevrenizde bambaşka deprem önlemleri ve bilinci ile eylemsel davranışa geçmiş bir insan yaratmanız olmalıdır.

Bir sonraki yazıma kadar yazdıklarımı düşünmenizi, gerekirse her zamanki gibi tekrar tekrar okumanızı diler ve özellikle daha güzel günlerde, daha neşeli yazılarda buluşmak dileği ile sizleri Allaha emanet ederim. 

Bu yazı toplam 431 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Türkiye Ajansı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 205 33 59 - 0 332 233 81 62 Faks : +90 332 233 81 62