• BIST 94.539
  • Altın 277,505
  • Dolar 5,7599
  • Euro 6,3828
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 27 °C
  • İzmir 35 °C
  • Bursa 29 °C
  • Antalya 34 °C
  • Konya 25 °C

Çok Fena bir 19 Ocak 2019

Zülal Günal

Merhaba… Yeniden akşamın karanlığının kapladığı yer yüzü zemininden, aydınlık bir sabaha uyanışın siyahlarla kaplı kısmından merhaba…

Bugün ölümün karanlığının kapladığı ruhumun derinliklerinden seslenmek istiyorum sizlere… Aslında prensip olarak hep iyi hep güldüren hep umut dolu hep ulaşılabilir veya ulaşılamaz hayaller dolu bembeyaz ve olumlu enerjiler yükleyen kelimeler ile donatma olsa da yazılarımdaki temel amacım; bugün babamın ölüm yıl dönümü olması etkisi ile karanlıktan kapıyı açıp; ‘açılmanın’ olumlu gücü ile karanlığı beyaza dönüştürmeyi sağlayabilecek, içleri dert keder ve üzüntüler ile donatılmış ruhlara seslenmek istiyorum.

Ölüm karmakarışık bir olgu… Başlangıç noktasına biraz hakim olduğumuz, en azından bir vesile ile başladığına emin olduğumuz her canlının tadacağı bir olay ve bir süreç başlangıcı… Şimdi bize karanlık gelen bu olayı henüz tam olarak açıklayamasakta zaman zaman dünyada başımızı derde sokan içimizi karartan kötü olaylar ile mücadele ederken ‘ölümden beter’ kelimelerinde ifade ettiğimiz zamanlarımız olmuştur ve sanki yaşamımıza hakim olan karanlıkların hiç bizi terk etmeyecek şekilde etrafımıza kitlendiğini tatmışızdır. Bazılarımızın çocukluğunda bazılarımızın gençliğinde bazılarımızın da geleceğinde mutlaka ölüm acısına benzer karanlık bir nokta hissiyatı oldu veya olacaktır. Çok fenadır o anlar… Zaman geçmek bilmez. Sıkıntı gitmek bilmez. Sabır gelmek bilmez. Kurtuluş çaresizliğinin pençesi yakayı bırakmak bilmez. Yani özetle bilinmeyen bir süreç başlar yaşantımızda ve o anın ne zaman geleceği, karanlığın ne kadar süreceği, bitip bitmeyeceği ve kimlere bu hastalığı bulaştıracağımız ise hiç bilinmez. Bilinmezleri karşılamak, yönetmek, kurtulmak, hataları af etmek ve tüm karanlığı meyveleri  ile birlikte kazanca dönüştürmek o kadar zordur ki tek başınıza baş edebileceğiniz bir durum değildir… Mutlaka kendinizden daha büyükçe yaşta ve olgunluk ile dolu bir tecrübeden destek almanız gereklidir.

Çok gençseniz baş edemeyeceğiniz sıkıntıların ölüm karanlığı altında ezilirsiniz ve intihar etmeyi bile düşündüğünüz zamanlar olur. Yaşınız ilerledikçe geriye dönüp baktığınızda duygularınızı boğan karabasanı hatırlarsınız ama nasıl baş ettiğiniz pek revaçta değildir çünkü günler ve yıllar geçtikçe acıların ivmesindeki artış sizin karanlıklar ile baş edebilme kabiliyetiniz ile doğru orantıda artmış ve size baş etme gücü vermiştir. Artık baş etme sorununuz yok ama enerji probleminiz vardır. Ne yapacağınızı biliyorsunuzdur ama nasıl yapacağınızı bilemezsiniz… İşte çok fena olan da budur… Başınıza çöken bir sürü karanlık ve ölüm acısını atlatmış olmanız nedeni ile hayatınıza yayılmış olan baş etme ve problem çözme enerjiniz tükenmiştir ve yeniden yenilenme noktasında karanlığın baskısı ile beyazlığı göremez ve hatta görmek istemez olmuşsunuzdur. Tam bu fenalık noktasında hayatın tüm düğümlerinin ve ruhumuzun ilacı olan beyazlığı kavrayacak, düğmesine basacak fikir ve kalp olarak ulaşma hedefimize koyacak enerjinin benliğimize yayılması için üzüntümüzü silkelemek için yeniden umut kazanmak ve hayata bağlanarak yeni hedefler belirlemek için bize engel olanları yolumuzdan çekmek için ne yapmalıyız? Nasıl yapmalıyız? Niçin yapmalıyız? İlk başlangıcı nerede yapmalıyız? Kimler yardımcı olabilir? Gibi soruları cevaplayınız demeyeceğim çünkü zaten cevaplıyor olsaydınız bu satıra kadar okumamış olurdunuz… Ben başka bir noktaya işaret etmenizi isteyeceğim o da şu ki basit anlamda bir teori kapsamında düşünmeniz olacaktır:  Yin Yang Teorisi temelinde doğadaki her şeyin karşıtlık ilişkisi vardır ve bu zıtlıklar beraber ilerlerler. Yani her şeyin bir artı bir eksi yönü vardır.

one.jpgYani, hayatımızın totalinde beyaz noktaları olduğu kadar siyah noktaları da olabileceği gibi… Bayanlar ve erkeklerin varlığı gibi… İyilik ve kötülük gibi… Eksiler ve artılar gibi… Hayatımızdaki güzelliklere artılara hoş bakabildiğimiz kadar eksi ve karanlık noktaları da karşılamaya hazır olmak gibi… Bu eksilerin kalp kırıklığı ve dünya küskünlüğü yaratmasına mahal vermemeye hazır olmak gibi… Hazır eksilere değinmişken benim bir karar verme tekniği olarak önerdiğim artı ve eksileri tartıya koyma çabasına değinelim… Bir ölüm acısı yada başımıza yağan kapkaranlık olaylar silsilesinin bizi ve ruhumuzu ezdiği, yaşarken ölü hale getirdiği ve bir kurala, bir kişiye bağımlı olmaya mecbur bıraktığı bir dönemi atlatabilmemizin formülü eksileri ve artıları ayrı ayrı değerlendirme becerisine sahip olmamızdan geçer ve pişmanlıklarımızın bize yeni karanlık sayfasını açtıran kararlar silsilesi ile donatılmasından ziyade tecrübe kitabımıza ilave edilen yeni bir bölüme bilgi dağarcığı oluşturmasını beklemek isterim. Hayatın doğuştan ölüme uzanan en önemli yönetim felsefesi de bu noktada saklıdır. Hep kendimize ve başımıza gelen olaylara odaklı yaşamamız ve niye bizim başımıza karanlıklar çöküyor? diye düşünmemizin yanı sıra yüce Allah’ın takdiri kapsamında değerlendirmeye alacağımız olumsuzlukları, eksileri ile değerlendirip artılar ışığında aydınlığa çıkmaya çabalamamızda beyaz ışığa ulaşma tecrübemiz olarak bizi özel insan yapacaktır. O mertebeye ulaştığımız zaman yaş kemale ermiş demektir. Çok akıllı iseniz illa yaşlanmanız  gerekmez. Karanlığın baskısına saldırarak çukurdan tırmanışa geçebilirsiniz. Bu bağlamda, tam on iki yıl önce babamı genç yaşta kaybettiğim bugün, bedenim ve ruhum dünya içine hapsedilmiş gibiydi ve her yer kapkaranlık yaşam anlamsızdı. Şimdi bugün on iki sene geçmiş acı tatlı bir sürü eksi ve artılar ile dolu yine ruhum acı içinde keşke ve pişmanlıklarım ile dolu ama artık bu karanlığı çok fena şekilde yönetebiliyorum. Formül ise çok basit: Hatıraları fotoğraflara anıları kağıtlara taşıyarak eksileri artılara çevirebilmek… Çok fenayım; içim yine acıyor; kalbim kanıyor; göz yaşım akarken artık gözlerimi de yakıyor… O ateş onun rahat uyuması için bu fena duyguları öyle bir öteliyor ki onun için beyaz bir şeyler yapmak istiyorum… Onun ölmüş adını beyaz aksiyonlarım ile yaşatmak istiyorum… Onun adına layık olmak istiyorum ve ben iyi bir şeyler yaparak ona dua göndermek istiyorum… Diyeceğim o ki hiçbir şey çok fena değildir ölümden öte… Bana göre ölümün ardından gelen en büyük fenalıklardan biriside ameliyattan çıktığınız ve acılar içinde kıvrandığınız bir yudum suya muhtaç olduğunuz andır… Bir de ruhunuzun bedeninize hapis edildiği anlar vardır kimse bilmez görmez ve yardımda edemez.. İşte bu noktada sizi beyazlığa ve artıya ulaştıracak tek çaba vardır o da başınıza ne gelmiş olursa olsun hep olumlu düşünmeye mecbur olmanız ve mutlak umut yoluna tam teslim olmanız gereğidir. Siz bedenen ruhen ve kalben karanlığı kabullendiğiniz müddetçe hem içiniz hem dışınız aydınlığa kavuşmayacaktır. Hep olumlu düşünmeniz beyaz sayfalara adım atmanız fenalıkları yönetebilmenizin en insani boyutu olacaktır.

Bir sonraki yazıma ve umuda kadar Allaha Emanet Olunuz ve hep çok fenalıklardan uzak kalınız… 

Bu yazı toplam 1371 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Türkiye Ajansı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 205 33 59 - 0 332 233 81 62 Faks : +90 332 233 81 62