• BIST 110.576
  • Altın 277,392
  • Dolar 5,8343
  • Euro 6,4988
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 16 °C
  • Bursa 12 °C
  • Antalya 19 °C
  • Konya 10 °C

Çocuğun Gelişiminde Babanın Önemi

Psikolog Derya Çiçek

Merhaba değerli okuyucular. Bu ay ki yazım babalarla ilgili. Bu konu bana göre çok çok önemli bir konu. Umuyorum ki bu yazımı babalar da okuyordur. 13 yıldır meslek hayatımda gördüğüm onca danışandan sonra şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki, psikolojik sorunların nedeni kişinin çocukluğunda anne ve babasıyla olan ilişkisinin yeterince sevgi ve ilgili dolu olmamasıdır.
Bizim toplumumuzda “çocuğun terbiyesinden ve bakımından anne sorumludur” anlayışı oldukça yaygındır. Babalar ise evin geçimini sağlar; ama çocuklarıyla onları korkutarak disiplin etmeye çalışmak dışında pek ilgilenmezler. Geçmişten günümüze bize bu şekilde aktarılmıştır. Kültürümüzde babalar çocuklarını kendi babalarının yanında sevemez, öpemez ilgilenemezler. Çünkü buna izin verilmez, ayıptır! Günümüzde de bu kültürü devam ettiren pek çok aile ve baba görüyoruz.

baba_cocuk-(1).jpg

Bu ailelerde babanın boşluğunu ise dedeler doldurur. Dede torunuyla oldukça ilgilenir; onunla bol bol vakit geçirir. Fakat ne yaparsanız yapın babanın boşluğunu dolduramazsınız. Psikolojik araştırmalar ve bilim gösteriyor ki; çocuğun ruhen, bedenen ve zihnen sağlıklı gelişmesi için babanın çocuğuyla sevgi ve ilgi dolu ilişki içerisinde olması gerekiyor. Baba demek güven duygusu demektir. Çocuk bilir ki babası güçlü biridir ve onun en temel ihtiyacı babasının güveni ve koruması altında olduğunu hissetmektir. Maalesef ki baba ne yapacağını, çocuğuna nasıl davranacağını bilmez. Çünkü kendisi korku kültüründe yetişmiştir. Korku kültüründe çocuk korkutularak ve ceza verilerek büyütülür. Çocuk için ve baba - çocuk ilişkisinde doğru olanın bu olduğuna inanılır. Baba asık suratlı, çatık kaşlı bir tavır içerisinde çocuğunu disiplin altına almak ister. Korkutarak baba sözü dinleyen bir evlat olacağına inandığı için sert otoriter baba rolünü benimser. Bu şekilde davranmayı babalık sayar. Korku kültüründe, cezalandırarak çocuk yetiştirmek bilimsel olarak kanıtlanmış yanlış bir anlayıştır.
Korku kültürüyle sağlıklı bir nesil yetişemez! Psikolojik sorunları olan bireyler oluşur sadece. Oysa bir çocuk için ekmek, su ne kadar ihtiyaçsa babasıyla sağlıklı bir ilişkisi olması da en önemli ihtiyacıdır. Yapacağınız şey çok basit sevgili babalar. 7 yaşına kadar günde yarım saat çocuğunuzla ilgilenin, onunla oyun oynayın. Çocuğunuza göstereceğiniz günlük bu yarım saatlik ilgi inanın onun ruhunun en derinlerine işleyecek. 35 – 40 yaşlarına geldiğinde çocukluğu aklına geldiğinde sizden sevgiyle bahsedecek.
Çocuğunuz 7 yaşından büyükse akşam eve geldiğinizde onu karşınıza alın, gözlerine bakın ve gününün nasıl geçtiğini, neler yaptığını sorun. Sonra onu dinleyin ama mutlaka gözlerinin içine bakarak, hiç gözünüzü ayırmadan dinleyin onu. Bunu yaparsanız eğer çocuğunuzun ruhunu beslemiş olursunuz. Çocuğunuz sizin bu ilginizle, babasından kendisiyle ilgili çok çok önemli mesajlar edinir:
 “Benim için önemlisin.”
“Sende bir bozukluk, eksiklik yok.”
“Sana güveniyorum.”
“Sen değerlisin. Sen olmazsan bir eksiklik olur. İyi ki varsın. Senin yerin doldurulamaz.
“Seni seviyorum. Ben senin babanım sen de benim evladımsın. Biz birbirimize aitiz, aynı zamanda da farklı bireyleriz.”

baba_cocuk-(2).jpg

Çocukken babayla oluşan bu olumlu etkileşim sayesinde kişinin kendisiyle ilgili olumlu inançları gelişir. Sonrasında üzerine düşen görevleri rahatlıkla yapabilen güçlü bir birey olurlar.
Bazen danışanlarım bana çocuklarıyla gelirler ve çocuklarının hırçın, asi, kaygılı, şevksiz olduğundan ya da ders çalışmadıklarından yakınırlar. Size açık bir şekilde söyleyebilirim ki böyle davranan çocuklar anavatanlarından mahrum edilmişlerdir. İnsanın ana vatanı da çocukluğudur. Bu çocukların gözlerinin içine bakılmamış, anne ve babalarından ruhlarını besleyecek olan mesajları alamamışlardır. Ana vatanından mahrum bırakılan bir çocuk hırçın olur kaygılı olur. Değerli anne ve babalar; Çocukluğunda ihmal edilip anavatanından mahrum bırakılan bir insanı ne meslek başarısı, ne para, ne makam ne de başka bir şey gerçek anlamda mutlu edemez. Yapmanız gereken günde yarım saat onlara ilgi gösterip, çocuklarınızın ana vatanında sohbet içerisinde yer alıp onlarla beraber bir yolculuğa çıkmak.
Sevgiyle ve mutlulukla kalın…

Bu yazı toplam 5537 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Türkiye Ajansı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 205 33 59 - 0 332 233 81 62 Faks : +90 332 233 81 62