• BIST 94.682
  • Altın 222,928
  • Dolar 5,6803
  • Euro 6,5153
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 18 °C
  • Bursa 17 °C
  • Antalya 21 °C
  • Konya 14 °C

Bir Trafik Düellosu!

Zülal Günal

Yine yeni bir okuma tecrübesinde buluşabilmenin güzelliği ile herkese ‘Merhaba’… Umarım her biriniz ayrı ayrı gökkuşağı renklerinin ışıltısı ile enerjik ve neşelisinizdir. Değilseniz bile bu yazımı okuduktan sonra belki sebebi de belirlemiş olursunuz!

Bugün sizlere bana göre bir çeşit düello olan trafikte davranışların dansından bahsetmek istiyorum. Çok uzun zamandır bu konuya değinme planımın yanı sıra gözlemlerime göre uçsuz bucaksız bir davranış kirliliğini analiz etmek ile vakit kaybettim diyebilirim… Neden mi? Siz deyin ‘bayan şoförler’ konusu ben diyeyim ‘kiralık araçlar’ hususu… Velhasıl o kadar fazla tarafı var ki konunun nereden başlansa tam nokta atışı olur doğru tespit etmek istedim ve yaptığım bilimsel araştırmalar ışığında Weiten, Lloyd, Hennessy ve Wiesenthal isimli Bilim Adamlarının bulguları ile söze başlamaya karar verdim.

dikkat.jpgTrafikte sürücü olarak yaşadığımız ana sorunun kaynağı tahmin edersiniz ki sakinlik ve sabır değil ya da benim niyetim ile birilerine ‘Buyurun önce siz geçin’ şeklinde sadaka mahiyetinde güzellik yapmak değil tam tersine ‘STRES’!

İsterseniz ilk girişi trafikte yaşadığımız ‘Stres’ bağlamında yapalım:

Bilim Adamlarından Weiten ve Lloyd Teorisine göre kaynakları bakımından stresi, engellenme kaynaklı, çatışma kaynaklı, değişim kaynaklı ve baskı kaynaklı olmak üzere dört çeşitte incelemek mümkün…

‘Engellenme’, kişinin sahip olmayı istediği bir şeye herhangi bir sebepten dolayı sahip olamaması sonucunda yaşanır. Bu açıdan baktığımda şu aklıma geliyor:

Acaba önümdeki araçla mesafem bir araç boyu iken bile arkadan sürekli selektör yakıp sağ ve sol şerit müsait değilken bile ısrarla beni geçmek isteyen arkadaki sürücünün bu davranışın sebebi ‘Engellenme’ kaynaklı olabilir mi?

Belki de daha üst bir model araca sahip olamadığı için kendisinin hayatın sillesi tarafından engellendiğini düşündüğünden sıkıştırma davranışı ile kendisini rahatlatıyordur kim bilir?

Zira zaten akmayan bir trafikte öndeki araca selektör yakama gereksinimine sebep olacak ve bu stresi kişiye yaşatacak neden ne olabilir? Üstelikte önünüze geçtiğinde bir gıdım ötede trafik ışıklarında zaten durması zorunluyken ve bunu biliyorken! Bu sorumun yanıtını bahsettiğim bilimsel kaynaklı stres çeşidine bağladığımda, trafik sıkışıklıkları, işe ve okula gidiş gelişler ve kural tanımayan sürücülerin öfke ve saldırganlığının tetikleyici olduğunu anlayabiliyorum. Nasıl mı? Aslen konunun ve davranışın kaynağı nefsi müdafaa amacıyla kişinin sahip olamadığı şeye engelleme hissiyatı ile ilgili… Bu kanıya nasıl vardığımı merak ederseniz şöyle ki trafikte sizi geçmek ve sollamak üzere sıkıştırma davranışına maruz bırakan sürücünün aslen sollama eylemini gerçekleştirdikten sonra hız kesmeden gaza basarak uzaklaşması gerekmez mi? Zira niyeti zaten daha hızlı yol almak değil mi? Aksi takdirde o kadar sollama aksiyonu ve çabası boş demektir. Başka bir bakış açısı ile değerlendirdiğimizde ise yine o sürücünün, onca sollama mücadelesi sonucunda en yakın sağ çıkıştan çıktığını veya yavaş seyrinde sol şeritte ilerlediğini görebilme hayretliğini açıklayacak başka bir davranış teorisi bulamıyoyrum!  Hal gerçekten bu varsayımımdaki gibi ise insan neden trafikte bu kadar stresini ortaya rahatça koyabiliyor? Çünkü stres sonunda ortaya çıkan fizyolojik tepkiler otonom sinir sistemi vasıtasıyla oluştuğundan kontrol edilemezler ama davranışsal boyutta kişinin bu durum ile başa çıkma tepkisi kendi kontrolü altındadır. Bu başa çıkma dalları, trafikteki olumsuzluklara karşı kendi tepkilerine sahip çıkma ve başkalarına karşı hoşgörü boyutunda kendisini göstermelidir. Kişi sürekli aynı şiddetli tarzda trafikte kişiliğini araç kullanmadaki fonksiyonları ile sergiliyor ve pes etmiyorsa ‘Öğrenilmiş çaresizlik’ dediğimiz kavramın esiri olmuş demektir. Eğer kişi başkalarına karşı saldırganlık mahiyetinde araba kullanıyorsa bu davranışta bir çeşit baş etme yöntemidir. Bu davranışın en kötü tarafı bir öndeki araca ve sürücüye uygulanan baskıdır. Bu baskı, zaman kavramı içinde sürüş devam ettikçe dikkatin yitirilmesine sebep olur. Hele konu İstanbul trafiğinde olduğu gibi sürücüler sürekli baskı altına ise sürücü dikkatini yitirir ve davranışları otomatikleşir. Aşırı dikkat kesildikçe sürüşten de verim alınamaz hale gelinir.

Tabi birde sürekli bayan şoförlere yapılan atıflar var; dikiz aynasından bayan şoför olduğunuz fark edilmeye görsün; bir önyargı bir cesaret ki sormayın… Sanki trafiğin düzenini bozan o her çeşit yemeği bir saat içerisinde hızlıca ve müthiş görsellikte ve düzende sizin önünüze getiren bir bayan değilmiş gibi… Ya da sizi dünyaya getiren, besleyip büyüten ve çok fonksiyonlu bir şekilde sizinle baş eden bir bayan değilmiş gibi… Yani her tür zorlukla mücadele eden o bayan şimdi araç kullanmakta sanki sizlere zorluk çıkartıyormuş gibi… Yorumu sizlere bırakıyorum…

Diğer tarafta bence en mühim konulardan bir tanesi de kiralık araçlar hususu… İnsanlar, kiralık araçları ve şirket araçlarını bu kadar fikir serbestliği ile kullanmak zorundalar mı? Ne zaman sizi birisinin sebepsiz yere trafikte baskı altında tutarak ya sıkıştırmak ya da sollamak istediğini görseniz %80 o aracın bir şirket aracı olduğunu veya bir kiralık araç olduğunu da gözlemlemişsinizdir. Bu tip araçların şoförlerinin bu kadar sorumsuz olması da bir çeşit davranışsal sorun boyutunda incelenmeli… Hani anımsarsanız Bilim Adamlarından Weiten ve Lloyd Teorisine değinmiştik ve orada baskı kaynaklı davranışlardan bahsetmiştik. İşte tam da bu maddeye göre bu husus değerlendirildiğinde bir şirket aracını kullanıyor olmak veya kiralık araç sürücüsü olmak aracını dikkatlice yıpratmamaya özen göstererek tüm çukurlardan kaçıp kasislerden yavaşça geçebilme gayretinde olan araç sahibine baskı uygulama zorunluluğunu getiriyor mu?

Oysa aslında iş hayatında en çok zaman harcadığımız duruma benzer şekilde hayatımızın vazgeçilmezi trafik değil mi? Adeta trafiğe çıkarken gardımızı alarak çıkıyor gibiyiz ve araç kullanmanın zevkine varamıyoruz! Oysa trafik bir kültürdür; düello yeri değildir. Her birimiz hakkında dışarıya bizi ve davranışlarımızı saygı, hoşgörü, sabır ve iyiliğimizin bir çeşit yansıtılmasıdır. Örneğin ben birisine yol verdiğim zaman frene basmayı ve durmaya üşenmiyorum ve bir başka zamanda çok zorda kaldığım anlarda da bir başkasının bana yol vermesinden dolayı o kişiye dua ediyorum. Toplu olarak yolları paylaşıyor olmamız ahlaki ve hukuki açıdan da uyumumuzun ve ekip ruhumuzun bir göstergesi aslında… Dolayısı ile trafikte hep olumlu davranışlar sergilemeye odaklanmamız gerekir. Kibar ve görgülü olmayı hedeflememiz gerekir ki diğer araç sürücülerini veya yayaları incitmek, sinirlendirmek ve onlara karşı kaba davranışlarda olmak çok daha kolay bir yöntem eğer farkındaysak! Oysa insanları sevmek ve onlara saygılı olmak bir gül bahçesinde her çiçeği bir frene basarak koklayabilmek kadar kolay bir davranış göstergesinde…

Bir sonraki yazıma kadar Allaha Emanet Olunuz.

Bu yazı toplam 4963 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Türkiye Ajansı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 205 33 59 - 0 332 233 81 62 Faks : +90 332 233 81 62