• BIST 90.665
  • Altın 214,434
  • Dolar 5,3851
  • Euro 6,1005
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 13 °C
  • Bursa 12 °C
  • Antalya 13 °C
  • Konya 8 °C

Bir doğum bu kadar güzel olabilir

Zülal Günal

Yeni neslin idolü Doğacan BALKIŞ ile samimi bir roportaj;

Merhaba…Umarım yine her biriniz umut, sağlık, bereket ile dolusunuzdur. Bu sefer sizlerle gençliğe değinmek istiyorum. Uzun zamandır gönlümde, yeni kuşaktan bir genç ile röportaj yapma hayalim vardı. Beni bu hayale götüren en büyük gereklilik yeni nesil ile aramızda ve aranızda doğmuş ve kanıksamış olduğumuz akıllı bir kuşak çatışması oldu. Gerek kendim gerekse etrafımda bulunan hemen hemen herkesten duyduğum yeni nesle saygı kavramını yeterince öğretemediğimiz hususu beni bu hayale uzun zamandır itmekte… Elbet bir yerlerde bu kavramı bilen ve sergileyen bir z kuşağı var diye araştırırken o genci hemen yanı başımda buluverdim. Akıllı telefon çağına doğmuş ve yetişmiş gençler çemberini oluşturan z kuşağından, 1993 doğumlu Doğacan BALKIŞ beni kırmadı ve röportaj teklifimi kabul etti. Kendisine öncelikle açık gönüllülüğü ve cesareti için teşekkür ederim. Şimdi arzu ederseniz gelin z kuşağının güzel bir örneği olarak seçtiğim harika, naif, kibar, saygılı, sevgi ve şefkat dolu bir gençte sizi tanıştırayım. Öncelikle size onunla nasıl tanıştığımdan bahsetmek isterim. Geçenlerde, 90 yaşında, yürüme zorluğu olan annemle birlikte ziyaretine gittiğim bir arkadaşımın zilini çaldığımızda kapıyı muhteşem pırıltılı bir genç oğlan açtı. Ben karşımdaki bu gencin kapıyı açıp odasına çekileceğini umarken o beni o kadar yanılttı ki size tarif etmekte zorlanırım. Bu genç hemen misafir odasından sandalye alarak sokak kapısının yanına getirdi. Annemi oturtup ayakkabılarını çıkartmamıza yardım etti. O an o kadar merak ettim ki bizim evimizin adeti olan bu sokak kapısının yanına sandalye koyarak annemin ayakkabılarını giydirip çıkarttığımızı, aksi halde düşme ve düşürme tehlikesi olacağını nasıl ön görüpte bu benzer eylemi düşünüp hızlıca uygulamaya geçmişti? Yanıtı çok düşünmeye gerek yok çünkü tecrübelerime istinaden tek bir cevap var oda duygusal zekasının yüksek oluşu… Lafı fazla uzatmadan soru ve yanıtlarımıza geçerek sizlerin onu tanıması için ve yeni neslin onu örnek alması için satır şovuma başlıyorum sıkı durunuz ve gözlüklerinize sarılınız..

img_3123.jpg1993 İstanbul Beşiktaş doğumlu bir genç olarak Türkiye’nin hangi şehirlerine gittiniz?

Ankara, Antalya, Çanakkale, Giresun, Ordu, Trabzon, Karabük, Amasra, İzmit, İzmir, Muğla, Tekirdağ, Zonguldak…

Bu şehirlerden en fazla hangisinden etkilendiniz? Niçin?

Muğla’dan çok etkilendim. Bu soruyu kendime hiç sormadım ama sanırım çok sevdim. Deniz ve havası beni kendisine çekti.

Diğer gezdiğiniz şehirlere gitme amacınız neydi?

Arkadaş düğünleri, tatil, kız arkadaşlarımı görme amaçlı, Batı Karadeniz'i çok merek ettiğim için turla gitmiştim.

Neden diğer gençler gibi gözde tatil yerleri varken Batı Karadeniz’i merak ettiniz?

Herkesin yaptığı şeyleri ve gittiği yerleri sevmediğim ve farklı olmayı tercih ettiğim için…

Zaten siz çok farklı bir gençsiniz. Farklılığınız tanışıklığın ilk dakikasından itibaren insanın yüzüne çarpıyor. Sizce sizdeki farklılık nedir?

Sanırım yaşıtlarım gibi düşünmüyorum. Farkındalığım var.

Sence sen yaşıtlarından farklı olduğunu mu düşünüyorsun? Neden?

Bir tık daha farklı olduğumu düşünüyorum çünkü zamanım kıymetli ve eğlence vari durumlar ile vakit harcamaktansa geleceğime yatırım yapmayı tercih ediyorum.

Ne gibi yatırımlar ile uğraşıyorsunuz?

Yabancı dil öğrenme, piyano çalmayı öğrenmek, gitar çalmayı geliştirmek ve tarih ile ilgilenmek…

Yabancı dil öğrenimi için ne yapıyorsunuz?

Kursa gitmek beni sıkıyor. Sınırları sevmiyorum. Sınırlarımı kendim çizip eksik olduğum yönleri internet kaynaklı geliştiriyorum.

Piyano çalmayı öğrenmek için hangi yöntemi seçtiniz?

Gitar çaldığım için kulak bilgim var. Burdan yola çıkarak sevdiğim melodiler üzerinden elektro klavye kullanıyorum.

Gitar çalmayı ne zaman nerde öğrendiniz? Kim vesile oldu?

İlk ağabeyim gitar almıştı ondan heves etmişti. Kendisinin öğrenmeye vakti olmadığı için onun gitarını karıştırarak kendi başıma öğrendim ve akabinde üç defa ikişer aylık kursa giderek öğrendim.

Tarih konusundaki çalışmalarınız nelerdir?

Doğru tarihi anlamak için farklı kitapları okumaya başladım. Burdan yola çıkarakta dedemi model olarak onun yarattığı soyağacının babama ait dallarını oluşturmaya çalıştım. Babamın dedesi mebusmuş. Bunun hakkında Osmanlı arşivinden bilgiler temin ettim.

Akıllı telefonlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hayatımızın bir parçası ama fazlası zarar…

Fazla kelimesinden kastınız nedir? Biraz açar mısın?

Zamanımı ister istemez çalması beni rahatsız ediyor. Boş olduğum zamanlar telefonu elime alma zamanım ile bırakma zamanım arasında çok fazla vakit geçtiğini ve bu geçen vaktin üretimden çaldığını fark ettiğimden beri kendimi kontrol altına alarak, yatmadan önce sosyal medyaya bakmayı veya oyun oynamayı tercih ediyorum.

İlk akıllı telefonuna kaç yaşınızda sahip oldunuz? Markası neydi?

Nokia idi.. Lise ikinci sınıfta, 16 yaşında sahip oldum.

Sizce saygı kelimesi ne ifade eder? Saygılı davranışı bize tarif eder misiniz?

Her şeyin öncesinde gelir. Saygı benim için karşımdaki insana verdiğim değer ile kıyaslanabilir. Nasıl desem? Göreceli bir yanıtı olan zor bir soru sordunuz.. Kusurları gözetmeden, insanları olabildiği şekilde kabul edip, onların sevdiği değerlere önem vermektir.

Duygusal zeka ne demektir? Tarifi mümkün müdür? Nasıl?

Duygusal zeka insanın tamamen mantığından uzak bir şekilde duygu ve sezileri ile yapmış olduğu davranış biçimidir.

Mantık ile IQ arasında nasıl bir bağlantı vardır size göre? Geliştirilebilir mi? Nasıl?

Şöyle.. Iq doğuştan sahip olunan yetenektir. Mantık ise bu yeteneğin ne kadar kullanılabildiğinize bağlı bir yetidir. Evet geliştirilebilir. Mantık düşünce tarzınızı yansıtır ve sonradan edinebilirsiniz.

Siz kendinizi değerlendirdiğinizde IQ mu? yoksa EQ duygusal zeka mı yüksek seviyede?

Sanırım duygusal zekam daha yüksek çünkü insanlara karşı daha sevgi dolu yaklaşma çabasındayım.

Size göre insanlara karşı bizim tarafımızdan da tespit edildiği üzere sevgi ve saygı dolu olmanızı neye veya kime borçlusunuz?

Babamın insanlara karşı çok nazik olması, annemin kimseye hayır diyememesi abimin saflığı bende birleşmiş diyebilirim.

Kaç tane telefonunuz var?

Bir tane…

Telefonunuzda standart bilinenlerin haricinde hangi programlar mevcut?

Aklıma bir an gelmedi.. Bakarak söyleyeceğim … Spotifye müzik uygulaması.. Müzik indirerek dinleyebiliyorsunuz. Vsco fotoğraf uygulaması ile resimleri düzenleyebiliyorum. Garajbend programı ile herhangi bir müzik enstrümanını çalabiliyorum.

Mesleğiniz nedir? Hangi okullardan mezunsunuz? Vizyonunuzu tarif eder misiniz?

Marmara Üniversitesi Elektronik Teknolojisi Bölümünü bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Endüstri Mühendisliğinde lisansımı tamamladım. Şu an açıktan sosyoloji okuyorum. Gelcek sene de mühendislik yönetimi bölümünde yüksek lisans düşünüyorum. Yaptığım ve yapmak istediğim alan ise programlama ve yapay zekadır.

Neden sosyoloji?

Her alanda insanlar ile olan iletişimi güçlendirmek için önce insanları anlamak istedim. Bu sebepten dolayı da bu bölümü okuyorum.

Yapay zeka nedir? Neden sizin ilginizi çekti?

Gelecek yıllarda işimizi çok daha fazla kolaylaştıracak bir o kadar da bizim düşünebildiğimiz ama düşünmediğimiz durumları bize daha kolayca gösterebilecek.

Elinizde imkan olsaydı yapay zeka alanında ne tip bir projeye sahip olmak veya görev almak isterdiniz?

Erişilebilirlilik üzerine insanların hayatını kolaylaştırabilecek sosyal projelerde bulunmak isterdim. Örnek olarak görme engelli kişilere onlara yaşamı biraz daha olsa kolaylaştıran bir uygulama düşünürdüm. Genel olarak görme engellilere kamera ile okuttuğu objeyi ona söyleyecek bir program gibi… Şu anki basic programdan farklı daha kapsamlı bir program yapmak isterdim. Mesela fotoshop programında kullanılabilinecek bir program geliştirmek gibi… Editleme yapabilmeleri gibi…

Çocukken yaramaz mıydınız?

Evet… Hareketliydim. Hiperaktivite bir çocuk olduğumu annem söyler… Ona sorarsanız, orta birinci sınıfa kadar okula ve ödevlere konsantre olamadığımdan işten gelen annem bana okuma yaparken ben duvara tırmanır ve amuda kalkardım ve ertesi günü tam not olan beşi alır eve gelirdim. Annem yorgunken bana okuma yapamazsa benim ders notlarım düşerdi. Ortaokuldan sonra kendi başıma masada ders çalışmaya başladım. Hatta öğretmen bana özel hiperaktif sınıfa gitmemi örendiğinden annem kızmıştı. Altı yaşında altı yuva değiştirmişim. Sevmiyordum. Yıl sonu gösterisinde en yaramaz öğrenci olarak anons edilmiştim. Annem çok kızmıştı ve beni yuvadan aldı. Daha sonra gittiğim yuva ve öğretmeni çok sevdiğimden kimse benden şikayet etmemişti.

Şu anki eğitim sistemini değerlendirir misiniz?

Tamamen ezbere dayalı, sorun odaklı değil.. Yaratıcılığın önüne geçiyor. somut proje üretmekte geride bırakıyor.

Siz Milli Eğitim Bakanı veya bir okul yöneticisi olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

İlk okulda çocukların ilgi alanlarını analiz ederek orta okuldan itibaren bir mesleğe yönlendirme yapmak isterdim. Lise ve üniversitede ise bu alanda devam etmek istiyorsa uzmanlaşmış olurlardı. Aynı zamanda sanat ve sporlada her zaman hayatın içinde olmalarını temin ederdim.

En çok sevdiğiniz Türkçe Pop ve Yabancı Pop sanatçı kimdir? Niçin?

Gökhan TÜRKMEN.. Farklı bir sesi ve orkestrası var. Hem akustik çalabiliyor. Hem de sıradan bir pop müzik bile yapabiliyor. Michael Jackson…

Endüstri mühendisliği sizin için ne ifade ediyor? Niçin bu mesleği seçtiniz? Tesadüf mü? Bilinçli bir seçim mi?

Biraz tesadüf biraz bilinçli oldu. Daha önce çok bilmediğim ama sonradan da bana en yakın olduğunu gördüğüm mesleklerden biri olduğu için tercih ettim. Endüstri mühendisliği her alan ile entegre olabilecek bir meslek dalıdır.

En sevdiğiniz araba markası nedir? Marka merakınız var mıdır? Neden?

Porche.. Marka merakım yok ama benim için önemli olan aracın kalitesi…

Annenizle birlikte cevaplamak üzere size bir sorum olacak? Annenizin sizin kişiliğinize çok yüksek çıtada saygı duyduğunu gözlemledim. Sizi odanızdan çağırırken tıpkı bir yöneticinin odasından bir müdürü çağırır gibi müsaitsen gelebilir misin? dediğini duydum… Bu bir ana için çok üsten bir kabiliyet… Zira anneler çocuklarını doğurdukları için onları kendilerinden bir parça görürler ve rahatça en fazla kapıyı vurarak açıp çocuk veya gencin içerde ne yapmakta olduğuna bir göz atma ihtiyacı duyarlar… Siz bu aranızdaki saygı formatını neye kime borçlusunuz? Nasıl kurdunuz? Yeni nesle sahip diğer ebeveynlere  bu kurulumu nasıl yapmalarını önerirsiniz?

Annesi… Çocuklarımızı doğdukları andan itibaren bir birey olarak yetiştirme kararı aldık. Aşırı koruyucuyduk ama tercihlerine saygı gösterdik. Bu saygı kavramı öncelikle eşim ve benim aramda gelişmiştir. Hiç birimiz birbirimizin cep, çanta, telefon karıştırma olmaz.. Yaşam tarzına saygı kavramı ailenin temelidir. Anaokulundan beri uyuşturucu başta olmak üzere her tür kötülüğü ayrıntılı olarak arkadaşça anlattık ve her sorunlarını paylaşmasını öğrettik. Arkadaşlarını uzaktan takip ettik ve karıştıracağımız bir sorun yaşamadık. Eve kaçta geleceklerini söyledilerse o saat de evde oldular. Terlik yemişliği vardır.

Kendisi… Onlardan gördüğümüz saygıyı ve sevgiyi aynı şekilde yansıtmaya çalıştım. onların da bize gösterdiği ilginin karşılığını bu şekilde vermenin doğru olduğunu düşündüm her zaman…

En çok etkilendiğiniz öğretmeniniz kimdi? Neden?

İlkokulda Tezim Hocamdan çok etkilenmiştim. Her öğrenciye kendisini özel hissettiriyordu. Kendi çocuğu gibi davranıyordu.

Siz benim yerimde olsaydınız kendinize nasıl etkin bir soru sorulmasını ister ve ne sorardınız? Kendini anlatmak istesen 3 kelime ile nasıl ifade ederdin? derdim… Sordum farz et?

Güler yüzlü, arkadaş canlısı, sevecenlik…

Ben sizi psikolog veya bir doktor olarak görmek isterdim. Bu mesleklerden birini seçmeyi düşündünüz mü? Kişiliğinizi tanıdığım zaman bu mesleklerde de çok başarılı olabileceğinizi ön gördüm.

Doktorluğu düşündüm ama insanlara yardım etmek mutlu ediyor ama benim için doğru bir meslek değildi çünkü tıp konusunda cesaretim yok. Psikologluğu daha ağır basarak düşündüm … Bir akrabamız psikoloji profesörüydü.. İç içe büyüdüğüm için ilgim vardı ama teknik alan daha ilgimi çekti….

Daha fazla mutluluk nedir?

Bence yeterince mutluysa bir insan… fazlasına gerek yok çünkü hayatın rengi mutluluk ve üzüntünün kısa dengede olabilmesi ile orantılıdır…

Bize Deniz ve Mehtap şarkısını gitarı ile çalarak güzel bir dinleti paylaşan bu gence ve bu genci yetiştiren çok özel kültürlü anne babaya çok teşekkür ederiz. 

Öyle sanıyorum ki sorduğumuz sorulara verilen doğal yanıtlardan bu genci, beyin ve ruh yapısını çok iyi tanıyabildiniz… Özetle hangi soruya nasıl yanıtlar verdiği ve nasıl bir aile eğitiminden geçtiği ve bir gencin nasıl yaratılacağına çok somut örnekleri tespit etmek hiç de zor değil… Keşke her genç böyle olsa ve yetiştirilebilse…

İyi ki varsın Doğacan… Senden çok daha fazla gençle karşılaşmak dileği ile…

Yeni neslin çok ses getireceği davranışlara örnek model teşkil ettiğini düşündüğüm bu parlak gence başarılar dileyerek bir sonraki yazıma kadar Allaha Emanet Olunuz.

Bu yazı toplam 15822 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Türkiye Ajansı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 205 33 59 - 0 332 233 81 62 Faks : +90 332 233 81 62